• Altın Oran

    Ahenkli bir anterior diş dizisinde en etkili faktörler maksiller santral dişlerin ebat, şekil ve konumlarıdır. Hoş bir diş dizisinde orantı anahtardır ve ister zayıf ister güçlü olsun hastanın yüzündeki karakteristik özellikler ile uyum içinde olmalıdır. Güzel görünmesi için maksiller santral kesici dişler yüz morfolojisi ile uyum içerisinde olmalı ve diş arkı ile devamlılık göstermelidir. Diş hekimi, bu dişlerin formlarının ve pozisyonlarının oluşturulmasında doğal varyasyonlardan faydalanmalı ve santral kesici dişin yüz hatları ve profil yapıları ile uyumlu olmasını sağlamalıdır Lombardye göre, ahengi yakalamak için hastayı bir bütün olarak gözlemlemeliyiz. Yüz ahengini elde etmek için, tüm anterior diş kompozisyonu bütün bir resim gibi ele alınmalı, yüz yapısının diğer elemanları da bu resmin çerçevesini oluşturmalıdır. Bilerek veya bilmeden, göze hoş görünen orantısal ilişkiler ancak belirli kuralların uygulanması ile yakalanabilir. İki parça arasındaki ahenk ilişkisinde olduğu gibi, güzellik sayısal değerler ile bağlantılıdır.

    Dişhekimliğinde “altın oran” terimi, diş dizisinin orantıları ile ilgili bir matematik teorisidir. Maksiller dişlerin frontal açıdan düzenlenmesinde baskınlık ve orantının tespit edilmesi için tek matematiksel araç olarak kabul görmektedir. Lombardi bu denklemi gerçek anlamda dişhekimliğine ilk uyarlayan kişi olmuştur ve Levin görsel algılama prensiplerini ve dental estetiğe uygulanmalarını geliştirmiştir. Belirli oranların diğerlerinden daha fazla kabul gördüğü ve güzelliğin bu orantılar ile denk hale getirildiği bulunmuştur. Bir dereceye kadar, bu oranlar tanımlanabilir, öğretilebilir ve dişhekiminin sanatsal planları için temel olarak kullanılabiliri Bu kurala göre, eğerheranteriordişingenişliği komşu anterior dişin boyutunun yaklaşık %60’ı kadar ise, estetik açıdan memnun edici bir sonuç ortaya çıkar. Buna göre, eğer lateral kesici dişin genişliği 1 ise, santral kesici diş 1.618 kez daha geniş ve kanin diş 0.618 kez daha dar olmalıdır.

    Dişler arasında orantısal bir ilişki oluşturmak başarı için tek başına yeterli değildir, diş ebatları ile yüz arasında da düzgün bir orantı yaratılması gerekir. Genel olarak, doğal anterior diş dizisine bakıldığında lateral ve santral kesici dişlerin boyutları arasında belirgin bir kontrast görülür. Kontrast, bu dişlerin fasiyal yönden bakıldığında birbirlerine göre konumları ve meziodistal genişlikleri arasındaki farklardan meydana gelir. Lateral kesici dişlerin distal yüzeyi ark üzerindeki rotasyonlarından dolayı daha az görünür biçimdedir, ancak diş arkındaki en baskın anterior diş olan maksiller santral kesici dişler tam olarak görünürler. Bu orantılar dişlerin gerçek boyutlarına göre değil, anterior yönden bakıldığında algılanan boyutlarına göre oluşturulmaktadır.

    Optik illüzyon ve perspektif efektler, bir cismin belirli bir konumdan gözlendiğinde deforme olmuş biçimde veya geometrik bir şekilde algılanmasına yol açabilir. Algılanan cisimden uzaklaştıkça, gözlemlenen cisimler boyutsal olarak küçülür ve görünümleri gerçek olandan farklılaşır. Bundan dolayı bir şeklin hiçbir zaman mevcut olduğu gibi algılanmadığı söylenebilir.

    Eğer altın oranın orijinal tanımı dişhekimliğine uygulansa idi, anterior dişler mükemmel ve herkes için tamamen aynı özellikte olan bir ilişki gösterirdi. Bu kulağa mantıklı gelse dahi, bu kuralı uygulamak çok zordur, çünkü pratikte hastalar farklı ark yapılarına ve farklı dudak ve yüz oranlarına sahiptirler. Lombardi, “dental ark şekillerindeki farklılıklardan dolayı Altın Oranın diş-hekimliğinde tam olarak uygulanmasının çok sınırlı olduğunu” belirtmiş, %62 oranı ile sınırlı olmayan ancak dişlerin yan yana dizilimi boyunca dişler arasında tekrar eden bir oran kullanılmasını önermiştir. “Tekrarlanan oran” kavramına göre, santral ve lateral kesici dişlerin genişlikleri için belirlenen oranın, diş dizisinin posteri-ora doğru devamında da kullanılması esastır.

    Son dönemlerde, “tekrarlanan estetik dental oran” kavramı geliştirilmiştir. Bu kavrama göre, frontal yönden bakıldığında, distale doğru devam eden dişlerin genişliklerinin oranı sabit kalmalıdır. Her vakada %62 oranını kullanmak yerine, dişhekimi kendi tercih ettiği oranı distale doğru devam eden diş dizisindeki tüm dişlerde aynı olacak şekilde kullanabilir. Tekrarlanan estetik dental oranın kullanılması hekime daha fazla esneklik sağlar, bu nedenle estetik üzerinde yürütülen son araştırmalar tarafından sıklıkla desteklenmekte ve daha çok geliştirilmektedir. Güzel gülüşlerdeki oranların çoğunun tam olarak altın oran formülü ile çakışmadığı bulunmuştur. Bu özel araştırmada, oranlar erkek ve bayanlar arasında belirgin farklılıklar göstermiş ve kanin dişleri bayanlarda erkeklerden daha fazla bir genişlik sergilemiştir. Bu bulgu şunu açıkça ortaya koymaktadır ki, kanun ve kuralların değişmez özellikleri sadece yaratıcılığı sınırlandırmakla kalmayabilir, aynı zamanda gözlemcinin bireysel ve kültürel ortamı göz önüne alındığında başarısızlığa bile yol açabilir. Belki de söylenebilecek en iyi şey, altın oranın herhangi bir doğal diş dizisinde nadir olarak görülebileceği, ideal gülüşü elde etmek için bu orana aşırı ölçüde bağlı kalmanın zararlı olabileceği ve yaratıcılığı sınırlandırabileceğidir. Bu kanun ve kuralların gerçek formülasyonu ve uygulanması sırasında bilim ve duyguların bir araya gelmesi gerekmektedir. Altın oranın diğer bir eksikliği de, belirtildiği gibi sadece genişliği içermesidir. Ne var ki, tek başına genişliğin bir anlam içermediği genel olarak kabul görmektedir. Algılanması direkt olarak uzunluk-genişlik oranı ve yanlarındaki cisimler ile bağlantılıdır. Dolayısıyla, dişin kendi içerisindeki uzunluk-genişlik oranı genişlik algılamasını ve bu oranların doğal ilerleyişini belirler. Doğal gülüşün, farklı karakteristik özellikler ve boyutlar sergileyen yüz ile ahenk içerisinde olması beklenmektedir. İdeal bir anterior diş dizisi kavramı veya özel bir yüz tipi ile uyumlu bir ahenk elde etmek için bir formül mevcut değildir ve en iyi sonuçlara ulaşılabilmesi için hastanın sosyal ve kültürel faktörlerinin kendi algılamaları ve dişhekiminin sanatsal yetenekleri ile birleşmesi gerekir. Bu formüller sadece, dişhekiminin kendi sanatsal yetenekleri ve hayal gücü ile bir arada değerlendirdiği rehber ve araçlar olarak kullanılmalıdır.

    Dişlerin düzenlenmesinde estetik olarak doğru kabul edilmiş belli standartlara uyulması kuralının aslında tamamen yanlış olduğu sonucuna varılmıştır. Bunun sonucunda hastalar protetik restorasyonlarının standardize edilmesinden çok kendilerine özel hale getirilmesini talep etmeye başlamışlardır. Güzelliğin en iyi doğal diş dizilerinde mevcut olan çeşitlilik dolayısıyla yaratılabileceği fikrinin oluşmasındaki en önemli etken hastaların kendi beklentileridir. Bu nedenle, şekil ve geometrik dizilimlerinden ziyade, elde edilen sonuçların etkileyiciliği üzerinde odaklanılarak porselen laminat venerler geliştirilmiştir. Bir gülüşe genç bir görünüm kazandıran en önemli etken karakteristik özelliklerdir. Genç diş dizileri ve gülüşler, yaşlı diş dizileri ile karşılaştırıldığında belli karakteristik özellikler farklı orantılarda gözlemlenir. Dolayısıyla, hastanın yaşı, yüz görünümü, stil ve kişisel beklentilerinin dikkate alınmasına büyük özen gösterilmelidir. Estetik diş tedavisinin en önemli amacı, hastanın estetik öngörüleri içerisinde diş dizisini mümkün olan en doğal hale kavuşturmak olmalıdır.

    Kaynak: Porselen Laminate Venerler Bilim ve Sanatı – Galip Gürel

    Yorum yaz →

Bir yorum yaz

iptal et
Ağız ve Diş Sağlığı