İmplantolojide Malpraktis

implantoloji-malpraktis

Malpraktis kısaca bir hekimin, tanı ve tedavi safhalarında beceri ve bilgi eksikliğine bağlı olarak uygun olmayan herhangi bir işlemi gerçekleştirmesi, görevini kötüye kullanması olarak tanımlanabilir. Malpraktiste hekim ihmali söz konusudur, hekim muayene, tedavi ve kontrol safhalarının bir veya daha fazlasında ya uygun tedavi yapmamıştır ya da yapılmaması gereken tedavileri yapmıştır.

Tıpta teknolojinin hızlı gelişimi ve bu gelişmelerin dişhekimliği alanında da kullanımıyla dental tedavi standartları yükselmiştir. Bu durum dişhekimlerinin sorumluluklarını arttırarak hastaların beklentilerinin de yükselmesini beraberinde getirmiştir. Dişhekimliğinin bütün alanlarında hekim veya yardımcı personelden kaynaklanan malpraktis olguları ile karşılaşılabilir. Ancak son yıllarda implant başarısızlıkları ile ilgili klinik sonuçlar gözden geçirildiğinde malpraktisin önemli bir yer tuttuğu görülmektedir. İmplantolojideki gelişmeler ve bu tedavi seçeneğinin hastalar tarafından gün geçtikçe daha fazla talep edilmesi ve de tedavinin ekonomik yönü dişhekimleri için oldukça teşvik edicidir. Öte yandan konuyu yeterince kavrayamamış, klinik tecrübesi yetersiz veya planlama safhasına gerekli önemi vermemiş hekimlerin uygulama başarısızlıklarının malpraktis olarak değerlendirilmesi olasılığı yüksektir.

Malpaktis olgularını en aza indirmek için dişhekimi amaçlanan tedaviyi, risklerini, yararlarını, prognozunu ve maliyetini hastaya anlatmalıdır. Hekim hastanın gereksinimleri, istek ve beklentileri için hastayla konuşmalı ve ona zaman ayırmalıdır.

Özellikle implanrın preoperatif safhasında hastaya ayrılan zaman içinde hekim hastanın tıbbi ve dental geçmiÅŸi hakkında daha derin bilgi sahibi olur ve ayrıca güvenini de kazanırki bu da malpraktislerin azalmasına yardım eder. implant uygulaması cerrahi ve protetik iÅŸlemleri kapsayan uzun süreye yayılan bir iÅŸlemdir. Bu yüzden uygulamayı yapacak hekim hastayı sıkılmadan dinlemelidir. Hekim normal anotomik yapıları bilmeli ve patolojik görüntüleri bu ÅŸekilde ayıtedebilmelidir. Hekim hasta Önünde olmak üzere hastaya ait bütün bilgi ve belgeleri detaylı bir anamnez alarak ayrıntılı ÅŸekilde kaydetmelidir. İyi bir radyografik analiz ve arÅŸiv implant malpraktis olgularını azaltır. Tedavi planında aÄŸrı, enfeksiyon, fonksiyon, estetik bir arada düşünülmeli ve bu durum hastaya açıklanarak tedavi yapılmalıdır. Hekim asla istekleri dışında hastayı tedavi yapmaya zorlamamalıdır. Malpraktis olgularının azaltılmasında hastanın takibi de çok önemlidir. Ayrıca 6 ay – 1 yıl gibi rutin kontrollerle de uzun süreli olası malpraktisler de engellenebilir. Hekimin bilimsel yayın, kurs, sempozyum ve kongreleri takip ederek bilgilerini güncellemesi de malpraktis olgularının azaltılmasında etkilidir. Sonuç olarak diagnozun sınırlarını bilerek hastasının güvenini kazanan ve ideal implant tedavisini yapan diÅŸhekimlerinin malpraktis oluÅŸturma olasılığı daha azdır.
Implantolojide malpraktis olguları, hasta ile tam iletişime girilememesi, hasta kayıtlarının tutulmaması, tanı yetersizliği ve yanlışlığı, hekim ve yardımcılarının bilgi ve beceri eksikliği, sevk ve konsültasyondan kaçınma, sterilizasyon kurallarına uyulmaması, hastanın tedavi ve olası riskleri hakkında bilgilendirmesinin tam yapılmaması, hasta kontrollerinin yapılmaması, hasta ihmali sonucu ortaya çıkabilir. Bunun yanısıra implantolojide dişhekiminin standartlar doğrultusunda uygun tedaviyi yaptıktan sonra, hastaya bağlı faktörlerden dolayı tedavinin başarısız olması veya hastanın estetik sonuçlardan tatmin olmaması malpraktis olarak değerlendirilmemelidir.

Bu yazıda malpraktis yasasının tartışıldığı ve çok yalanda yürürlüğe gireceği şu günlerde implant uygulamalarına ilişkin altı adet malpraktis vakasına ait panoramik röntgen görüntüleri yer almaktadır. Bu vakalar, yanlış planlanmış ve yanlış açılarla yerleştirilmiş veya protetik safhası hatalı yapılmış implant uygulamalarıdır.

Kaynak: İmplanTR Dergisi

Dental İmplant Tedavisi Benim İçin mi?

dental-implant

Özet:

İmplantlar, kaybedilen organ ve dokuların yerine yerleştirilen canlı dokuyla uyumlu yapay organ ve dokulardır. Ağız içinde, kaybedilen dişler yerine kullanılan implant tipine dental implant adı verilir.

Dental implant uygulamasında; doğal dişler herhangi bir nedenle kaybedildiği zaman, kaybolan dişlerin geri kazanılması için, çene kemiği içerisine dişlerin köklerinin yerini alan fonksiyon görebilen, estetik ihtiyaçları yerine getirebilen yapay kökler yerleştirilir.

Dişlerini kaybederken, diş kaybeden her bireyin implantlara yönelmesi doğru değildir. İmplantlar her derde deva değildir. İmplantlar kuvvetli bir kemik desteği varsa ve bölge sağlıklı kan kaynaklarıyla besleniyorsa daha başarılı olur. Bunun dışında dental, medikal, psikolojik, gelişimsel ve finansal nedenler de bir kişiyi ideal olmayan bir implant adayı haline getirebilir.

Bu sunuda dental implantların endikasyonları, kontrendikasyonları, avantajları ve risklerinden bahsederek, dental implantların hastalarımız için uygun tedavi yöntemi olup olmadığına karar verirken üzerinde durulması gereken noktaları ve hastaların eğitiminde kolaylık sağlayacak bilgileri vurgulamayı amaçladık.

Anahtar Kelimeler: İmplant, diş hekimliği, endikasyon, kontrendikasyon.

İmplant nedir?

implant, kaybedilen organ ve dokuların yerine yerleştirilen, bu organ ve dokuların görevini yapan yapay organ ve dokulardır.

Kalça ve omuz eklemi implantları uzun yıllardan beri bilinen implant örnekleridir.

İmplantların bir diğer tipi de dental implantlardır. Doğal dişler kaybedildiği zaman çene kemiği ve dişeti içerisine dişlerin kölderinin yerini alacak yapay aygıtlar koyulur. Dişler bu yeni kökler üzerine fikse edilir. Dental implantlar dişlerini kaybetmiş insanların gülmesini, konuşmasını, iyi ve rahat şekilde çiğnemesini ve estetik bir görünüme sahip olmalarını sağlar.

Dental implantların faydaları ve rislderini hastalarımıza anlatmamız ve hastalarının özel durumlarıyla ilgili tam bir bilgi vermemiz hastaların dental implantlara karar vermelerine yardımcı olacaktır.

Ağızdaki hangi durumlar dental implantları gerektirir?

Tek bir dişinizi, dişlerinizin bir kısmını yada çenenizdeki riim dişleri kaybettiyseniz bu eksiklikler dental implantlarla tamamlanabilir (8, 11).

Yapılan çalışmalar ve pratik tecrübeler implantı destekleyecek yeterli yoğunlukta, sağlıldı çene kemiği varlığında implantların en iyi şekilde amaca hizmet ettiğini göstermişrir.

İmplant uygulaması yapılabilmesi için sağlıklı, hastalık-sız dişeti de gereklidir. Dental implantların uzun dönem başarısı, implantın etrafındaki kemik ve dişetinin sağlıklı olmasına bağlıdır. İmplantları olan hastalar implantlarını temiz tutmalı ve implantın sağlığını tehdit eden problemleri doğrulatmak amacıyla kontrol için düzenli olarak diş hekimine gitmelid.

Dental İmplantlar Benim İçin mi?

Yaşınız genel olarak implant yerleştirilmesine yada kullanımına engel olmayacaktır. Ancak yetişkinlik öncesi yada çok yaşlı bireyler tedavi için uygun aday olmayabilirler .

AÅŸağıdaki soruların herhangi birine “evet” cevabı veri¬yorsanız dental implant için aday olabilirsiniz.

* Tek çenede yada her iki çenede de tüm doğal dişlerinizi kaybettiniz mi?
* Bir çenede bir yada daha fazla dişinizi kaybettiniz mi?
* Öğürme, protezi büyük bulma, ağrı yada genel olarak ağız içindeki hareketli herhangi bir şeyden rahatsız olma gibi nedenlerle hareketli protezinizi düzenli olarak takmakta zorlanıyor musunuz?
* Doğumsal defekt, cerrahi operasyon, yaralanma gibi nedenlerden dolayı ağız içi defekte yada ağız dokularının bir kısmında kayıp durumunuz var mı?

İmplant tedavisinin sağlığıma herhangi bir zararı var mıdır?

Dental implantlar düşünüldüğünde sağlıkla ilgili bazı faktörler önemlidir.

Cerrahi ya da anestezi:

Lokal yada genel anesteziyle ilgili önlemler alınmalıdır. Bazen üst dişlerin üzerinde sinüs kavitesi içine açılma yada sinir zedelenmesi meydana gelebilir. Bu olaylar nadiren kalıcı hasarlarla sonuçlanır.

Psikolojik:

Anormal psikolojik stres yaşayan yada motive edilemeyen kişiler cerrahiyle ilgili problem çıkarabilirler ve oral hijyen uygulamalarını takip etmekte isteksiz olabilirler. Ancak kaybedilmiş yada cazibesini yitirmiş dişlerinden endişe ettikleri için diğer insanlarla ilişki kurmaktan kaçınan insanlara yardım edilebilir.

Medikal:

İmplantların yerleştirilmesinden kaynaklanan bazı geçici durumlar vardır: Dişetlerinin, dudağın yada dilin ödemi ve ağrı; konuşma problemleri; dişetlerinin inflamasyonu (ateş, kızarıklık, şişlik ve ağrı), sinir zedelenmesi, implantın başarısızlığı durumunda kemik kaybı, dişetlerinin büyümesi ve ağız içi yada genel bakteriyel enfeksiyonlar gibi olası uzun dönem başarısızlıkları görülebilir. Vücutlarının diğer bölümlerinde replasman taşıyan yada kalp kapağı problemi olan hastalar için endokardit yada enfeksiyon riski olabilir.

İmplantları Kim Yerleştirebilir?

implantlar uzman dişhekimleri tarafından yerleştirilebilir. Bu, bir cerrahi prosedürü yerine getirebilecek ağız cerrahı, implantoloğu yada periodontoloğu ve protezi tasarlayacak ve yapacak protez uzmanını içerir.

Diş hekimliği eğitimine ve implantlar konusunda geniş bilgi, özel beceri ve eğitime sahip ve bu konuda özel eğitim almış bir diş hekimi de implant cerrahisi ve ardından dişlerin yapım işlemini gerçekleştirebilir.

İdeal olan takım çalışmasıdır, takımın tüm üyeleri herhangi bir tedaviye başlamadan önce hastayı konsültasyon, muayene ve planlama açısından ayrıca değerlendirir.

Medikal düşünceler?

Pek çok fiziksel durum dental implantların nasıl iyi bir şekilde başarılı olacağı üzerine etki eder. Geçtiğimiz birkaç dekadda genel tıp ve dişhekimliğindeki gelişmeler sonucunda implantlar için kesin kontrendike olan pek az medikal durum kalmıştır. Ancak halen kesin kontrendike olan durumlar vardır. Diğer durumlar rölatif kontrendikasyonlar (önemsenmediği zaman problem yaratan, fakat özenli yaklaşıldığında problem yaratmayan durumlar) olarak adlandırılır.

Hamilelik: Anestezi, röntgen ışınları ve ağrı medikasyonu doğmamış çocuk için çeşitli seviyelerde risk oluşturur. Bu nedenle, hamile annenin implant tedavisi doğum sonrasına ertelenmelidir.

İlerlemiş dermatolojik hastalıklar: Rahatsızlıkların bir kısmı mukoz membranları, dişetleri ve deriyi etkileyebilir (eritema multiforme, liken planus, lupus eritamatozus, pemfigus gibi yumuşak doku defektleri). Hastalar hafif derecedeki vakalar olsalar bile şiddetli ağrı ve ülserasyonla kendini belli eder. Ülserasyonlar ve mukoza lezyonları ile dolu bir ağızın implant tedavisi için iyi birer aday değillerdir.

Malign hastalıklar: Kanser için radyasyon, cerrahi, kemoterapi tedavileri immün sistem üzerine büyük stresler yükler. Bu nedenle en iyisi bu gibi tedaviler başarıyla tamamlanana kadar implant işlemlerini ertelemektir.

Hasta direkt olarak çenelerine primer yada sekonder radyasyon alması istisnai bir durumdur. Bu gibi tedavilerde genelde çene kemiğiııdeki damarlar olumsuz bir şekilde etkilenir.

Bu kategorideki insanlar için bir alternatif hiperbarik oksijen odasında yapılan bir dizi tedaviye maruz kalmaktır. Oda içindeki oksijenden zengin atmosferde bulunmak implant cerrahisi öncesi ve sonrasında çenedeki kan teminini arttırır. Bu yardımcı tedavi, pahalı ve zaman alıcı olduğu halde implant tedavisini başarılı ve mümkün kıldığı gösterilmiştir.

insanoğlu hiç olmadığı kadar uzun yaşamaktadır. Yaşlandıkça gelişen pek çok hastalığın yeteri derecede iyi kontrol edilebiliyor olması hayatlarını zevk alarak yaşamalarına izin verir. Bu gibi pek çok hastalık implantlar için rölatif kontrendikasyon kategorisine girer. Tedavi edilmezlerse; bu ve diğer rahatsızlıklar implantın osseointegrasyon ve iyi fonksiyon görebilme şansını azaltır.

Rölatif Kontrendikasyonlar:

Sigara içmeye bağlı sağlık sorunları: Tek bir sigara içimi parmaklara kan akış hızını bir saatte %40 dan daha fazla azaltır. Kısıtlanan kan akımı vücudun iyileşme kapasitesini engeller/bozar. Günde 5 taneden bile az sigara içimi negatif etki gösterir.

Doğru olan, eğer implant cerrahisinden 2 hafta yada daha önce sigarayı bırakırsanız ve cerrahi sonrası 8 hafta kaçınmaya devam ederseniz implantlarınız sigara içmeyen birine yerleştirilmiş kadar başarılı olur (tabii ki ideal olan sigarayı tamamen bırakmaktır). Bunun tersine; bu alışkanlığından vazgeçemeyen tiryakiler kötü prognoz gösterirler. Araştırmalar sigara içenlerde başarısızlık oranının 3 kat fazla olduğunu göstermektedir).

Diabet: Metabolik hastalık tüm vücutta komplikasyonlara neden olabilir. Diabet ağız içinde; yüksek oranda çürük ve dişeti hastalığıyla ilişkilidir, ağız kuruluğuyla birlikte infeksiyon insidansın da artış ve diğer değişikliklere neden olur. Hastalar diabetlerini diyet, insülin yada diğer yollarla kontrol ettilderi zaman çalışmalar implant başarısının non-diabetikler kadar başarılı olduğunu göstermiştir.

Hemofili: Uzun zaman önce, bu kanama hastalığı implantlar için kesin kontrendikasyon olarak düşünülürdü. Bugün, bu gibi insanlar cerrahi öncesi kandaki eksik faktörü tamamlanır ve normal pıhtılaşma sağlanırsa, böylece cerrahi güvenli şekilde gerçekleştirilebilir.

Epilepsi: Pek çok epileptik hasta artık medikasyonla epileptik konvülsyonlarını kontrol altına alabilmekte ve normal bir yaşam sürebilmektedir. Bu kategoriye giren birisi için implant cerrahisi risk göstermez. Kontrol altında olmayan epileptik nöbetler diğer taraftan, cerrahi ve anestezi sırasında hastayı tehlikeye atabilir. Dahası, nöbetler sırasında dişlerin büyük kuvvetlerle sıkılması implantlara zarar verir.

Antiepileptik ilaç olan Dilantin bazı kişilerde implant abutmenti yada diş çevresinde dişeti büyümesine neden olabilir.

Felç, şiddetli artrit, amputasyon ve paralizi kişinin ağzını ve implantlarını korumak için yapması gerekli faaliyetleri yapma yeteneğini azaltır.

İyi bir oral hijyenin yolduğunda, implantlarııı başarısız olması muhtemeldir. Ancak bu engel eğer aile fertleri yada diğer bakıcılar hasta için rutin temizlik işlemlerini gerçekleştirebilirlerse aşılabilir.

Diğer medikal rahatsızlıklar: İlave medikal durumların varlığı implant tedavisinin prognozunu etkileyebilir, implant tedaviside bu rahatsızlıkların prognozunu etkileyebilir. Bunlar kalp aritmisi, anjina, romatik kalp rahatsızlığı, kronik bronşit, amfizem, ülserler, karaciğer disfonksiyonu, böbrek hastalıkları vb. dir. Hastaların vücutlarındaki diğer yapay replasmanların varlığındaki gibi bunların hepsi aslında rölatif kontrendikasyonlardır.

YaÅŸ Etkili midir?

Spektrumun en üst noktasında tıp bilimi implant sahibi olmak için asla çok yaşlı olunmaması gerektiğini göstermiştir. Diğer medikal problemlerin yokluğunda yaş tek başına etkili değildir.

Ancak çocukların durumu farklıdır. Gençlerde implant yerleştirilmesindeki problem, çenelerin gelişimlerini tamamlamamış olmalarıdır. Çeneler gelişirken, implantlar pozisyonların değiştirebilir ve çeşitli problemler oluşabilir.

Çocuklar hangi yaşta kaybedilmiş dişlerini implantlarla tamamlayabilirler? Bu bireyden bireye değişiklik gösterir ailedeki diğer bireylerin boyları, mevcut kalıcı dişlerinin durumları büyümenin ne zaman tamamlanacağına ilişkin bilgiler yararlı bir rehber olabilir. Konjenital diş eksildiği olan çocuklarda (nadir vakalar), çocuk gelişimini tamamlamadan önce implantlar modifiye protokoller uygulanarak yerleştirilebilir.

Psikolojik Sınırlamalar?

Düşünce/mantık vücut sağlığı üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Bu gerçek dental implantlarla yapılan tedaviler için de geçerlidir.

Eğer implant yaptırma düşüncesindeyseniz, potansiyel psikolojik sorunları göz önünde bulundurmak durumundasınız.

Beklentilerim gerçekçi mi?

%100 den daha az garantili bir şeyle rahat edemeyecekseniz implantlar muhtemelen sizin için doğru seçim değildir. Aslında hiçbir medikal yada dental işlem bu tip bir garantiyi veremez. Dental implantlar son derece başarılı, güvenilir yapay replasmanlar arasında sayılır, ancak işler her zaman umulduğu gibi gitmez. Bu durumda çeşitli önlemler sorunu çözebilir.

Hastalar implant yaptırarak ne elde etmeyi umduklarını düşünmeliler. Bazen insanlar gerçekçi olmayan estetik beklentiler barındırırlar. 70 yaşındaki bir hasta birkaç implantla görüntüsünün 30 yaşında olacağını düşünürse hayal kırıklığı yaşar. Aynı şekilde dişlerinin görüntüsünden utandığını doktoruna söyleyen bir hasta da gerçekte yaşadığı potansiyel piskolojik sorunları yansıtmaktadır.

İmplant cerrahisine üişkin herhangi bir gizli korkum var mı?

Bazı insanlar korkar. Bazıları nedensiz korkar. Günümüzde anti- anksiyete ilaç, psikolojik destek ve danışmanlık veya bunların kombinasyonuyla bu korkuların kolaylıkla üstesinden gelinebilmektedir.

Başka bireyler, bilinçsizce kadınlık veya erkekliklerinin sonlanmasıyla diş kaybını eşleştirmektedirler. Bir hastanın ağzında sadece iki dişi kalabilir. Onlar kırılabilir veya çürüyebilirler ve korkunç görünebilirler. Dahası onları çektirmek düşüncesi, ağrıdan veya bu iki dişe çok bağımlı hissettiğinden değil fakat aklında dişsizlik onun dişiliğini veya erkekliklerinin kaybını düşüncesidir.

Bir kez daha, bu tür korkular, gerçek olduklarında, başa çıkılamaz değildir. Uzun süre üzerinde konuşmak bastırılmalarına neden olabilir, ve cerrahi sonrası tıbbi tedavi bazen hastalara depresyon duygularıyla uğraşmalarına yardım edebilir. Hastalar arasında, cerrahiden bir yada iki yıl sonra, tekrar kendi dişlerini ağızlarındaymış gibi hissettiklerini söylediklerinde bu noktaya erişmek nadir değildir.

Finansal düşünceler?

Implantların sizin için olup olmadığı sorusunu cevaplarken, tartışılmayı hak eden bir başka konuda maliyettir.

Birinci ve en temel soru, implantlar ne kadara mal oluyor? Bunun hiçbir basit cevabı yoktur. Tek bir implanta mı ihtiyacınız var veya komple ağıza mı? Yeterli kemiğiniz var mı veya kazanmaya ihtiyacınız var mı? Nerede yaşıyorsunuz?

Tedavinin maliyetleri ülkeler arasında bile belirgin bir şekilde çeşitlenmektedir.

ULUSLARARASI OSTEOTOLOJİ SEMPOZYUMU MONACO’DA

osteotoloji-sempozyumu

Uluslararası  sempozyumun  bilimsel  BaÅŸkanı   Prof. Massimo Simion yayımladığı  mesajda  ÅŸunları  belirtiyor: ” Kemik ve doku rejenarasyonu pek çok pratisyene göre Everest Dağı’na tırmanmak kadar karmaşık ve riskli görülmekteydi. Ne mutlu bize ki durum artık deÄŸiÅŸti. Basit ve güvenilir tedavi konsepti sayesinde implantoloji ve periodontolojiyi rejenarasyona baÅŸvurmaksızın düşünmek imkansızlaÅŸmıştır. Pratisyenlerin sürekli eÄŸitimi rejenaratif terapi konseptinin baÅŸarısında belirleyici rol oynamaktadır. Konseptin biyolojik temellerini anlayanlar potansiyel riskleri de öngörebilirler. Pek çok yeni konseptten hangilerinin pratikte kullanıma uygun olduÄŸunu ve hangilerinin hala riskli olduÄŸunu bilenler hastaları için uygun terapiyi seçebilirler.”

Organizasyonun bilimsel baÅŸkanı Dr. Franck Renouard, Osteotology in Monaco’nun organizatörlerinin ” müdahalenin zamanlaması, rejenaratif materyaller ve tedavi riskleri ile uygulamadaki gündelik talepler ve bilimin cazibesini aynı noktada buluÅŸturmayı ve bu amaçla yeni çalışmalar, tedavi için somut ipuçları, bilim adamlarıyla ve pratisyenlerle podyum tartışmaları, cerrahi videoları ve atelye çalışmaları” sunmayı hedeflediklerini belirtiyor.

Osteotoloji Vakfı BaÅŸkanı Prof. Christoph Hâmmerle, Osteotoloji Vakfı yönetiminde gerçekleÅŸtirilecek bu sempozyum serisinin “rejenarasyon eÄŸitimine verdiÄŸi ağırlık sayesinde kendine özgü bir çizgi belirlediÄŸini” söyledi ve ekledi: “Günümüz bilimsel sonuçları ve yeni klinik konseptler ana konuları oluÅŸturuyor. 15 ülkeden 70′i aÅŸkın uzman kendi çalışmalarına ait sonuçları ve yeni bakış açılarını Osteology in Monaco’da sunacaklar. Osteotoloji Vakfı 2003′ten beri, eÄŸitim, araÅŸtırma ve rejenarasyon alanında sanayi ve üniversiteler arasındaki iÅŸbirliÄŸini teÅŸvik etmektedir. Osteology in Monaco’da katılımcılar, bilimsel ve klinik bilginin rejenaratif tedaviyi nasıl iyileÅŸtirdiÄŸine tanık olacaklar.”

Resmi kongre dili İngilizce olacak. Bununla birlikte Cuma ve Cumartesi günleri yapılacak olan Bilimsel Sempozyum sırasında Fransızca, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca’ya simültane tercüme hizmeti verilecek.

İmplant Doğal Dişe Bağlanmalı mı?

implant-kopru

İlk olarak tam dişsizlik vakalarının tedavisine yönelik olan osseoentegre kemik içi implantları, günümüzde kısmi dişsizlik vakalarında da kullanılmaktadır. Implantlar ile hareket kabiliyeti olan doğal dişlerin aynı protetik restorasyonda kullanılması, iki yapının hareketlerindeki biomekanik farklılıklar açısından çeşitli tartışmalara yol açmış ve bu konuda çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bazı makalelerde herhangi bir problem olmadığı bazı makalelerde ise problem olduğu bildirilmiştir.

Doğal bir diş implanta göre krete gelen yükü azaltacak yapısal özelliklere sahiptir. Kuvveti azaltmak için pcriodontal membran, biomekanik dizayn, elastik modülüs, damar-sinir kompleksi, okluzal materyal ve çevreleyen kemik birarada çalışır. Periodontal ligaman, alveol kretine gelen yükün miktarını azaltır. Periodontal membranın varlığı alveol kretine iletilen stresi önemli ölçüde dağıtır. Dişle kıyaslandığında implant-kemik ara yüzeyi rezilient değildir. Dolayısıyla okluzal kuvvetler sonucu oluşan enerji dağılmaz, komşu kemikte yoğunlaşır ve daha fazla kuvvet oluşur. Okluzal travma, altında doğal dişin mobilitesi artabilir. Dişdeki mobilite, kuvvetleri ve gerilmeleri dağıtır aksi takdirde kuvvetler komşu kemik ya da protetik parçalar üzerinde yoğunlaşır. Okluzal travma ortadan kaldırıldıktan sonra, hareketin büyüklüğüne bağlı olarak, diş eski pozisyonuna dönebilir. Okluzal travma altında implantın da mobilitesi artar. Fakat travma sebebi ortadan kaldırıldıktan sonra implant nadiren eski rijit pozisyonuna döner. Genelde de osteoentegrasvonun bozulmasıyla sonuçlanır. Okluzal travma altındaki bir dişte periodontal membranda kalınlaşma, ve radyoopaklıkta artış gözlenir. Artmış okluzal kuvvetler akındaki bir implantta ise alveol kretinde kemik kaybı dışında genel bir radyografîk belirti yoktur. Hemen hemen tüm doğal dişlerin genişliği kendisini taklit edecek olan implanttan büyüktür. Genişlik ne kadar fazla olursa kemiğe iletilen yük o kadar az olur. Doğal dişlerin, kret seviyesinde, çapraz kesit şekli lateral kuvvetlere direnç gösterecek şekildedir. İmplantın ise çapraz kesit şekli daireseldir ve bu da lateral kuvvetlere dirençte daha az etkilidir.

Dental implant materyalleri arasında elastik modülüsü kemiğe en yakın olan doğal diştir. 2 materyal ( metal-kemik, diş-kemik) arasında elastikiyet farla ne kadar fazla olursa iki yüzev arasında hareket o kadar artar. Bu yüzden, benzer mekanik yükler altında, implantlar dişle kıyaslandığında, alveol kretinde daha fazla stres ve zorlama oluşturur.

İmplant-Doğal Diş Bağlantısında Dikkat Edilecek Kriterler

Doğal destek dişin mobilitesi implant-doğal diş bağlanüsındaki karan etkileyen en önemli faktördür. Implanta bağlamayı düşündüğümüz doğal dişte gözle görülen mobilite olmaması gerekir.

İmplant-doğal diş bağlantısında sistemdeki 5 eleman harekete sebep olabilir.

- DoÄŸal diÅŸ
Dikey hareket
Yatay hareket
- Implant
- Kemik
- Protez
-Implantın protetik parçaları

DoÄŸal bir diÅŸ dikey, yatay ve rotasvonel yönlerde fizyolojik hareket sergiler. Hareketin miktarı diÅŸin yüzey alanına ve kökün ÅŸekline baÄŸlıdır. Dolayısıyla kök sayısı, uzunluÄŸu, çapı, ÅŸekli, pozisyonu ve periodontal ligamenün saÄŸlığı diÅŸin mobilitesini birinci derecede etkiler. SaÄŸlıklı bir diÅŸ dikey yönde 8-28 mm fizyolojik hareket sergiler. Implant ise dikey yönde 0-5 mm hareket gösterir. DiÅŸ implanttan daha fazla hareket ettiÄŸi için protezin kantileverinin oluÅŸturduÄŸu moment kuvveti implanta yansıyabilir. Yapılan çalışmalarda sistemin abutment vida baÄŸlantısının esnek bir eleman olarak görev yapağı ve bu elastikiyetin diÅŸin vertikal hareketine uyduÄŸu bildirilmiÅŸtir. Dolayısıyla 1-2 pontikli implant-doÄŸal diÅŸ destekli sabit protezlerde, protez üzerindeki vertikal yük biomekanik farklılıklar açısından küçük bir risk oluÅŸturur. DiÅŸin yatay yöndeki hareketi dikey yöndeki hareketinden daha fazladır. 500 gr’kk çok hafif bir kuvvet diÅŸi horizontal yönde 56-108 mm hareket ettirebilir. Ancak protez üzerinde lateral kuvvet oluÅŸturulmamalıdır. Lateral kuvvetler diÅŸin hareket miktarını artırır, dolayısıyla iki yapı arasında hareket farklılığı artar. Lateral kuvvetler çenelerde ön ve arka bölgede farklılık gösterir. Alt çenenin hareketleri sırasında ön diÅŸler arka diÅŸlere göre daha fazla lateral kuvvedere maruz kalırlar. Ön diÅŸler implannn tolere edebileceÄŸinden daha fazla klinik mobilite gösterirler. Bu nedenle implantiar ön diÅŸlere nadiren baÄŸlanmalıdır.

Eğer doğal destek dişte klinik olarak horizontal mobilite varsa ve implantlara bağlanması gerekiyorsa protez planlamasında 2 seçenek düşünülür:

1) Daha fazla implant yerleştirmek ve doğal dişin inkluzyonunu önlemek,

2) Daha fazla doÄŸal diÅŸi ’0′ klinik mobilite gözlenene kadar baÄŸlayıp stres dağılımını düzenlemek. DoÄŸal diÅŸleri birbirine baÄŸlamak diÅŸlerin mobilitesini azaltmaz. Fakat bir bütün olarak protezin hareketini azaltır. Ayrıca doÄŸal diÅŸleri birbirine baÄŸlamak her bir diÅŸe gelen yük miktarını da azaltır.

İmplantın mobilitesi uygulanan kuvvetle ve kemiğin yoğunluğuyla ilgili olarak değişir. Burada önemli bir nokta implant hareketinde implant uzunluğuna bağlı belirgin bir değişikliğin olmamasıdır.

Birbirine Bağlanacak Doğal Dişlerin ve İmplantların Değerlendirmesi

Diş ve implantı birbirine bağlamaya karar verirken değerlendirmemiz   gereken   bazı   unsurlar  vardır:

- Abutment boyu
- Kuron/kök (implant) oranı
- DiÅŸin pozisyonu
- Paralellik -Çürük
- Kök konfigürasyonu
- Kök yüzey alanı
- Endodontik durumu
- Periodontal durumu

Abutment Boyutu

İmplantın abutmenti ve dişin kuronu için tutuculuk kriterleri benzerdir. Tutuculuk hem çap hem de yükseklikle ilişkilidir.

Kuron-Kök Oranı

Sabit protezlerde ideal kron-kök oranı l:2′dir ancak bu nadiren rastlanılan bir durumdur. Daha yaygın olarak 1:1,5 oranına rastlanılır. Implant-diÅŸ destekli protezde abutment olarak görev vapacak diÅŸte bu oran minimum 1:1 olmalıdır. Kuron-implant oranında durum daha farklıdır. İmplantın yüksekliÄŸi onun mobilitesini ve lateral kuvvetlere direncini etkilemez. Minimum 9 mm vükseklik gerekir ama 12 mm’den yüksek olması da bir fayda saÄŸlamaz. Ancak bu kuron yüksekliÄŸinin önemli olmadığı anlamına da gelmez.

DiÅŸ Pozisyonu

implant sahasına komşu diş ön bölgede olduğunda, daha fazla mobilite ve protez üzerinde daha fazla lateral kuvveder oluşur. Bu yüzden bu durumlarda implant nadiren doğal dişe bağlanır.

Paralellik

İmplantlar hem kemik içindeki kısımlanyla hem de abutmentleriyle bağlanacak oldukları doğal dişlere paralel olmalıdır.

Çürük

İmplant yerleştirilmeden önce implanta bağlanması düşünülen destek dişin çürük lejyonları elimine edilmelidir. İmplantın osteoentegrasvonu için geçen sürede var olan çürük ilerleyebilir, endodontik tedavi ve/veya post-core gerekebilir. Bu da kuronun retansiyonunu azaltabilir. Dolayısıyla tedavi planı değişebilir.

Kök Konfigürasyonu

Açılı ya da kaynaşmış kökler ve sivri uçlu olmayan apeksler sabit protezlerde ilave okluzal yüklere karşı koyamaz. Ancak kök dilaserasvonu ya da kurvatürü dişin destek kalitesini artırır. Oval kesitli köklerin yuvarlak kesitli köklerden daha iyi   destek   oluşturması örnek verilebilir.

Kök Yüzey Alanı

Kök yüzey alanı arttıkça destek artar. Arka dişlerin kök yüzey alanı ve desteği ön dişlerden fazladır.

Endodontik DeÄŸerlendirme

İmplant-diş destekli protezlerde destek olarak kullanılacak doğal dişlerin pulpası ya çok sağlıklı olmalı ya da endodontik tedavi görmüşse kanal çok iyi doldurulmuş olmalıdır. İmplantın iyileşmesi sırasında bu bölgede oluşabilecek lezyon implant sahasına yayılabilir ve bu alanda yıkıma, implantın başarısızlığına ve ileri kemik kaybına neden olabilir.

Periodontal DeÄŸerlendirme

İmplanta bağlanacak doğal diş / dişler periodontal açıdan sağlıklı olmalıdır.

Doğal diş-implant bağlantısı için 2 tip protez dizaynı mevcutaır:

-    Sabit bölümlü protez (rijit)
-    Non-rijit bağlantılı sabit bölümlü protez

Protez dizaynını belirlerken göz önünde bulundurulması gereken en önemli kriter ise doğal destek dişin mobilitesidir.

Kaynak: İmplanTR Dergisi

TELEFON GÖRÜŞMELERİNİZİ DİŞİNİZDEN YAPMAYA NE DERSİNİZ?

dis-telefon

Kısa bir süre önce Londra Bilim Müzesi’nde sergilenen bir gösteride “the audio tooth concept” (sesli diÅŸ konsepti), dolgu, çekim, kanal tedavisi gibi alışılagelmiÅŸ kavramların çok ötesinde bir fikirle tanıştırdı diÅŸ hekimliÄŸi camiasını. Bir kablosuz alıcı ve mikro vibrasyon ünitesinden oluÅŸan bir mini implant, kemik rezonansını kullanarak cep telefonlarından, radyodan veya bilgisayardan alınan dijital sinyalleri titreÅŸimlere veya “ses” e dönüştürerek bu ses titreÅŸimlerinin çene kemiÄŸi vasıtasıyla doÄŸrudan iç kulaÄŸa iletilmesini saÄŸlıyor. Böylelikle kullanıcıdan baÅŸka kimsenin duyamayacağı bir gizli iletiÅŸimin yolu açılmış oluyor ki bu, borsa piyasasında, tiyatroda, spor sahalarında, gizli operasyonlarda veya hızlı ve gizli bilgi alışveriÅŸine ihtiyaç duyulan yerlerde iletiÅŸimde devrim anlamına geliyor.

Royal College of Art’s mezunlarından James Auger ve Jimmy Loizeau tarafından tasarlanan cihaz sıradan bir diç cerrahisi esnasında diÅŸe yerleÅŸtiriliyor ve uzun mesafeli alıcı olarak kullanılacak bir cep telefonu veya benzeri bir cihazla birlikte çalışıyor. Bunun yamsıra istenen bir baÅŸka cihaza göre uyarlanarak kiÅŸisel ihtiyaçlara yönelik yeni kullanım alanları da oluÅŸturulabilecek.

Üretilmiş herhangi bir prototip olmamasına rağmen Auger ve Loizeau tasarımın dayandığı prensipleri gösteri sırasında izleyicilerle deneme şansını buldular. Sesli diş implantı cihazı esas alınarak yapılmış bir cihaza yerleştirilmiş plastik bir kokteyl karıştırıcısının diğer ucunu ısıran izleyiciler, başkaları tarafından duyulmayan sesleri, konuşmaları çok net bir şekilde, adeta telepati ile iletişim şeklinde duyabildiklerini söylediler.

İngiltere’de “GeleceÄŸin Ürünü” ödülüne layık görülen sesli diÅŸ, “vücut-içi” teknolojileri tartışmasını baÅŸlatarak, bu tür teknolojilerin kullanım amaçlarının deÄŸiÅŸtirme, onarma iÅŸlevlerinden öteye taşınarak insana özgü becerilerin ve Özelliklerin tıbbi müdahaleyle geliÅŸtirilmesine bir geçiÅŸ döneminin sinyali olarak yorumlandı.

Kaynak: İmplanTR Dergisi

 Aðýz ve Diþ Saðlýðý