• Dildeki Tabaka

    Ağız kokusuna sebep olan faktörler arasında çoğu zaman vücudun hazmetme mekanizmasındaki sorunlardan kaynaklandığını düşünülüyor ve önlem olarak da bağırsak temizleyici maddeleri terapi olarak kullanmaya kalkışıyorlar. Yine bir başka kesim ise, dişlerin ağız kokusunun sebebi olduğunu düşünürler ve pahalı elektronik hijyen aletleri almaya kalkışırlar.

    Ancak gerçek şu şekildedir: Vakaların %90’ında ağız kokusu gerçekten ağızdan kaynaklanıyor ve müsebbihi orada duruyor.Tel Aviv Üniversitesinden Prof.Mel Rosenberg bunu belirttikten sonra ana faktörlerin de dilin arka kısmında yuvalandığını vurguluyor. “Bu tabaka tükürük tarafından tam olarak temizlenemiyor” diyor.” Üstelik ufak buruşukluklar arasında da rahatça bakteriler yerleşebiliyor”.Besin açısından da dilin arka kısmı çok uygun bir ortam oluyor nikroplar için.

    Zira bu kısma sadece yemek artıkları gelmiyor, aynı zamanda nefes borunlarından gelen sekret sıvıları da buraya düşüyor. Bu kesintisiz besin kaynağını mikroplar örneğin çürümüş yumurta kokusuna sülfirik hidrojene dönüştürüyorlar. Ya da ayak ayak kokusunu hatırlatan izo valeryan asitine ve hatta hayvan kadavlarında bulunan kadaverine dahi dönüştürebiliyorlar.

    İlk bakışta bunları okuduktan sonra dilin arka kısmındaki bu bakteri istilasına karşı antibiyotik kullanımı mantıklı gelebilir. Oysa bu ‘terapi’ bir çok sorunu da beraberinde getiriyor.Bu ilaçlar sadece kısa süreli olarak dildeki tabakayı gideriyor ve ayrıca radikal etkisiyle de orada bulunan mantarların ‘bakteriyel karşıt maddelerini’ de yok ediyor. Sonuç: dil tamamen yoğun bir mantar tabakasıyla kaplanıyor.”İşte bu noktadan sonra işler ciddileşiyor” diye ikaz ediyor Dr.Rosenberg.

    Ağız suları bakım antibiyotiğe göre daha az risk barındırsa da, sonrasındaki etkisi ve efekti de ona göre pek yok; eterik yağların, da ‘örneğin çok sevilen nane yağı gibi’ etkisi fazla abartılıyor.

    Kaynak: Beauty Forum 9/2003 s.32-34

    Yorum yaz →

Bir yorum yaz

iptal et
Ağız ve Diş Sağlığı