|
Dişin veya kırık parçanın başka bir bölgeye
kaçması
b) Yumuşak dokulara ait komplikasyonlar
Dişeti ve mukoza komplikasyonları
Yanık ve abrazyonlar
c) Kemiğe ait komplikasyonlar
Çenenin kırılması
Alveoler kemiğin kırılması
Tuber maksillarm kırılması
d) Anatomik yapılara ait komplikasyonlar
Üst solunum yoluna diş veya yabancı cisim kaçması
Sinirlerin zarar görmesi
Lojlara diş/kök kaçması
Subkütanöz amfizem
Maksiller sinüs perforasyonu
Maksiller sinüse kök/diş kaçması
e) Temporomandibular ekleme ait komplikâsyonlar
Travma, dislokasyon
f) Kanama
Diş çekiminden sonra karşılaşılanlar:
a) Kanama
Primer kanama
Sekonder kanama
b) Ekimoz ve hematom
c) Şişlik
d) Ağrı, his kaybı
e) Septik periostitis
f) Alveoler osteitis (dry, socket, alveolitis)
g) Yara iyileşmesindeki diğer gecikmeler
h) Enfeksiyon
i) Trismus
Şimdi bu komplikasyonları sırasıyla inceleyelim:
Diş çekimi sırasında karşılaşılan komplikasyonlar:
f Komşu dişte harabiyet: Diş çekimi sırasında çekilen diş kadar
komşu dişe ve dokulara dikkat etmek gerekir. Komşu dişte geniş
restorasyon veya çürük varsa, özellikle elevatörün desteksiz
kullanılması sonucu komşu diş zarar görebilir. Eğer dolgu bozulduysa
parçaları ağızdan toplamalı, hastayı haberdar etmeli ve dolgu
yenilenmelidir.
Komşu dişte kırık olduysa uygulanacak tedavi kırığın bölgesine göre
değişir. Eğer mine fraktürü varsa sadece sivri kenarı düzeltmek
yeterli olabilir, dentin açıktaysa restorasyon, pulpa açıktaysa
kapaklama veya endodontik tedavi gerekir.
Çekilecek dişe uygun davye seçilmediyse veya yanlış uygulandıysa,
elevatöre binen kuvvetin yönü yanlışsa komşu diş lükse olabilir veya
yerinden çıkabilir, alveolde yükselebilir. Bazen dişi yerleştirip
sabitlemeden bırakırken bazen bir ipek süturu dişin oklüzalinden
geçirip komşu dişetine tutturmak yeterli olur. Genellikle ark bar
ile ve interdental telleme ile fiksasyondan kaçınılır çünkü bu
yöntemler eksternal kök rezorbsiyonu ve ankiloz sebebi olabilir.
Fiksasyon uygulanan dişlerde fîksasyon süresi 34 haftadır. Kaviteden
bütünüyle çıkan ve yerine geri yerleştirilen dişlerde (eğer bu diş
sağlıklı ve kök fraktürü yoksa) iyileşme süresi sonunda endodontik
tedavi gerekebilir.
Diş çekimi sırasında kuvvetimizi iyi ayarlayamadığımız takdirde alet
karşı çenedeki dişe çarparak antogonist bölge dişi veya dişlerinde
de harabiyet yapabilir. Bu durum genellikle alt dişlerin çekimi
sırasında uygulanan vertikal kuvvet sonucu üst dişin hasar görmesi
şeklindedir. Dikkatli ve diğer elimizi koruyucu olarak kullandığımız
çekimlerde böyle bir sorun olmaz. Eğer antogonist dişte hasar varsa
duruma göre tedavi yapılır.
♦ Yanlış diş çekilmesi: Kuşkusuz hiç olmaması gereken bir durumdur.
Klinik ve radyolojik kontrollerin dikkatli yapılması ile özellikle
ortodontik tedavi gören çocuklarda ve süt dişi çekimlerin de daha
sık karşılaşılabilen bu durumu engellemek mümkündür.
Böyle bir durumda diş hemen serum fizyolojik ile yıkanarak sokete
yerleştirilir. Eğer. Ortodontik tedavi görmekte olan bir ağız ise
ortodontist ile temasa geçerek yanlışlık anlatılmalı ve tedavi plan
laması uygun olabilirse diğer dişi bırakarak yanlışlık olan diş
alınmalıdır.
Eğer hekim yanlış diş çektiğini fark etmezse ve sonradan anlaşılırsa
yapılacak fazla birşey yoktur. Diş kuruduktan sonra reimplantasyon
basarı ile yapılamaz.
♦ Dişin kırılması: En sık karşılaşılan komplikasyondur. Uzun, eğri,
birbirinden açılı ve yoğun kemik içindeki kökler kırılmaya aday
olabilir. Devital, geniş çürüklü, yaşlı bireylere ait mobilitesi
olmayan dişler kırılgandır.
♦ Dişin veya kırık parçanın başka bir bölgeye kaçması: Diş veya
parçası değişik anatomik lokalizasyonlara itilebilir ki bunları daha
ileride göreceğiz.
♦ Dişeti veya mukoza yaralanmaları: Çekilecek dişe komşu
bölgelerdeki yaralanmalar, aletlerin tam yerleştirilmemesi, çekim
tekniğinin yanlış seçilmesi, açık çekim uygulanan vakalarda flebin
tam olarak kaldırılmaması sonucunda veya kullanılan aletlerin
yanlışlıkla mukozayı kesmeleri, delmeleri sonucu ortaya çıkar.
Yüzeysel olan yaralanmalar bazen öylece iyileşmeye bırakılır. Bazen
primer dikişle yara dudakları bir araya getirilir. Derin
yaralanmalarda, örneğin dilin, dudağın kesilmesi gibi kanama
problemi olur. Böyle durumlarda damarların bağlanması gerekebilir.
Hemostaz sağlandıktan sonra doku kat kat arada ölü alan bırakmadan
dikilir.
Keskin aletler ile oluşan yara, içine anaerobik mikroorganizmaların
girmesi ile enfekte olabilir. Antibiyotik tedavisi gerekir. Delinme
şeklindeki yaralanmalarda yarayı dikmek yerine yıkayarak granülasyon
dokusunun iyileşmeyi sağlaması beklenir. Kontamine aletlerle
Clostridium tetani enfeksiyonunun oluşmaması için dikkat etmek
gerekir.
♦ Yanık ve abrazyonlar: Sıcak veya dönmekte olan aletler deri veya
mukozaya değdiğinde yanık ve abrazyonlar ortaya çıkar.
Çalışırken dokular iyi retrakte edilemezse böyle bir problem
oluşabilir. Bu yaralanmalar çoğu kez kendi kendine sorun bırakmadan
iyileşirler. Antibiyotik tedavisine gerek yoktur. Bazen üzerine
koruyucu bir pomat sürülebilir.
♦ Çenenin kırılması: Mandibula genellikle kuvvetli ve fonksiyonel
strese dayanıklı bir kemik olmakla birlikte bazen kırılabilir. Bu
durum genellikle 3. molarların cerrahi çekimi sırasında ve atrofik
alt çenede gömülü kanin dişin çekimi sırasında görülür. Böyle bir
durumda çene kırığı tedavisi yapmak gerekir.
♦ Alveoler kemiğin kırılması: Problemsiz bir diş çekiminde soket
etrafındaki alveoler kemiğin genişleyerek dişin alınmasına izin
vermesi gerekir. Ancak bazen çekilecek dişin kökleri birbirinden çok
ayrı veya o bölgede kortikal kemik çok yoğun olabilir. Yine
yaşlılarda kemik elastikiyetini kaybetmiştir. Böyle durumlarda davye
çekimi sırasında kontrolsuz aşırı kuvvet uygulanırsa alveolde
kırıklar ortaya çıkar. Alveol kemiğinde daha sıklıkla üst kaninlerin,
molarların (özellikle 1. moların) bukkal tarafında, alt kesicilerin
bukkal tarafında, tüberde ve üst molarların çekimi sırasında sinüs
tabanında kırık meydana gelebilir.
Kırıktan korunmak için dikkatli bir radyolojik ve klinik muayene
yapmak gerekir. Bu muayeneler sonucunda alveol kırığı olabileceği
düşünülen vakalarda kapalı çekim yerine açık çekim tercih
edilmelidir. Alveol kırığı oluştuğu zaman uygulanacak tedavi
yöntemleri kırığın tipi ve ciddiyetine göre değişir. Eğer kırılan
parça dişle birlikte bütünüyle kaviteden dışarıya çıktıysa yerine
yerleştirmeye gerek yoktur. Keskin kemik kenarları düzeltilerek
yumuşak doku yerine yerleştirilir ve sütur atılır.
Dişi çekerken hekim diğer elinin parmakları arasında alveolün
fraktüre olduğunu hisseder. Böyle bir durumda henüz periost ile
bağlantısı kopmamış olan kemiği dişten ayırıp yerinde bırakabilirsek
iyileşme olur. Diş ile kemiği birbirinden ayırırken flep
kaldırmamaya özen gösterilir. Eğer flep kaldırılırsa kemiğin
beslenmesi bozulup sonradan nekroze olma olasılığı artar.
♦ Tüber maksillamn kırılması: Tüber maksillamn kırılması özel bir
önem taşır. Bu bölge üst protezin tutuculuğu için oldukça
gereklidir. Tüber ekseri üst 8 numaralı dişin veya arktaki son dişse
üst 7 numaralı dişin çekimi sırasında kırılır. Kemik ile diş bazen
ankilozedir ve ayırmak zor olabilir. Tüber dişle birlikte geliyorsa
hiç olmazsa mukozayı yırtılmaktan korumak gerekir. Yaranın iyice
dikilerek kapatılması maksiller sinüsünde korunması anlamına
geleceği için yumuşak dokuyu muhafaza etmek gerekir.
Mümkün olduğu takdirdeperiost ile bağlantısı kopmayan tüberi yerinde
bırakarak dişi ayırıp almak ve sonra tüberi süturlar ile immobilize
etmek doğru bir yaklaşımdır. Eğer tüber çok hareketli ise ve dişten
ayrılamıyorsa diş ve tüberi birlikte almaya alternatif bazı
seçenekler vardır. . Seçeneklerden teki dişi çekmekten vazgeçip yan
dişlere splintlemek ve 68 haftalık iyileşme süresi sonunda açık
çekim ile dişi almaktır. Bir diğeri ise dişin kronunu ve köklerini
birbirinden ayırıp kronu almak yine 68 hafta sonra kökleride
çıkartmaktır.
♦ Üst solunum yoluna diş veya yabancı cisim kaçması: Ağız içinden
kullanılan aletler, tükürük, yabancı cisim ve hatta çekilen bir diş
üst solunum yoluna kaçabilir. Çekilen dişin davyeden umulmadık bir
anda ağza kayması böyle bir sorun oluşturur. Bunu önlemek için
orofarengeal bir tampon kullanılabilir. Bu tampon bariyer özellikle
genel anestezi ile veya sedasyon + lokal anestezi ile çalışırken
gereklidir. Diğer hastalarda boğaza birşey kaçtığı zaman öksürme
refleksi yabancı cismin çıkartılmasını sağlar. Hasta eğer solunum
yolu tıkanıklığı belirtileri göstermiyorsa diş muhtemelen
yutulmuştur. Herhangi bir önlem almaya gerek yoktur. Diş değilde
kesici bir cisim yutulduysa röntgenle tespit yapılmalıdır.
Eğer hastada solunum zorluğu siyanoz ve şuur kaybı gibi belirtiler
varsa bir larengospazm söz konusu olabilir. Dil hemen tutularak öne
çekilir, farenks ve ağız boşluğu bütün yabancı cisimlerden
temizlenir. Larengospazmı çözmek için oksijen takviyesi gerekir.
Bazen kas gevşeticilerde gerekebilir. Eğer hasta açılmıyorsa acilen
krikoid ve tiroid kartilajlar arasından krikotiroid membranı delerek
hava yolu açmak gerekir.
Eğer diş farenkse gittiyse ve solunum zorluğu ile öksürme varsa ve
hem hasta hemde hekim dişi alamıyorsa acilen hastaneye sevk
edilmelidir. Oksijen takviyesi, göğüs filmi, konsültasyon,
bronkoskopi veya toraksotomi gerekebilir. Yabancı cisim kaçan ve
çıkartılmayan tüm hastalarda acil yardım gerekmesede bir göğüs filmi
alınmasında yarar vardır.
♦ Sinirlerin zarar görmesi: N. alveolaris inferior anestezi dışında,
diş çekimi sırasında da zarar görebilir. Kökleri derinde veya
kökleri eğri olup sinirin bu köklerin arasından geçtiği molar
dişlerde, özellikle gömülü yirmi yaş dişlerinin çekimi sırasında
elevatör çok derinden yerleştirilirse, kontrolsuz aşırı kuvvetle
çekim uygunlanırsa veya görmeden küretaj' yapılırsa sinir hasar
görebilir. Bu hasar sonucunda ortaya çıkan hissizlik genellikle
geçicidir. His 5 hafta ile 6 ay arası bir zamanda geri döner. Hasta
önce kaşınma, iğne batması (parestezi) tarzında bir his alır,
sonrada anestezi tamamen çözüldükten sonra bir müddet aşırı
hassasiyet (hiperestezi) olabilir. Bazen bir his geri
dönmediğinde sinirin üzerinde baskı olduğu düşünülerek dekompresyon
yapılır. Skar dokusu, sivri kemik parçaları vs. temizlendikten sonra
his geri gelebilir, iyi bir radyolojik kontrol ile dişin kanala
yakınlığı önceden saptandığında tedbirli çalışarak komplika"syondan
korunmalıdır. Çalışırken sinirde harabiyet olduğu, örneğin koptuğu
anlaşılırsa mümkün olduğunca uç uca getirilerek kanalın içine
yerleştirilir. Rejenerasyon şansı yüksektir. Molar diş köklerinin
arasında sinirin sıkıştığı anlaşıldığında kökleri ayırarak siniri
serbestleştirmekte uygulanacak tedbirlerdendir.
Mental sinir kanin diş bölgesinde flep kaldırırken, gömülü kanin
veya premolarlarm çekimi sırasında zarar görebilir. Mental sinirin
tamamen kopması sonucu hissin geri gelmesi biraz zordur.
Lingual sinir mylohyoid kasın arka kısmında, kasın üst ve medial
yüzünden geçer ve 2. ve 3. molar dişler bölgesinde yüzeyel lingual
mukozanın içinde kalır. Gömülü yirmi yaş dişlerinin çıkarılması sıra
sında zarar görme olasılığı vardır. Lingual sinirin tamamen kopması
sonucu rejenerasyon olasılığı azdır.
Çalışma sahamıza komşu planda bulunan fasiyal sinirin ise diş çekimi
değil de daha çok anestezi komplikasyonu olarak etkilenmesi söz
konusudur.
♦ Lojlara diş/kök kaçması: Alt üçüncü molar dişlerin arktaki
yerleşimleri daha linguale doğrudur ve lingualdeki kemik duvarı
incedir, bazen dişlerin kökleri bu duvarı delmiş olabilirler veya
enfeksiyon sonucu duvar incelmiş olabilir. Böyle dişlerin çekimi
sırasında dişin kökü veya bir kısmı yanlış kuvvet ve alet
kullanılması ile lingual kemik duvarını geçerek submandibular loja
inebilir. Eğer kök gözden kaybolursa hekim kökü yukarı almak için
tek bir hamle yapar, işaret parmağı ağız tabanının lingualinde
derine yerleştirilerek çekim kavitesi istikametine doğru kuvvet
uygulanır ve kök yeniden çekim boşluğuna alınmaya çalışır. İşlem
başarısız olursa linguale doğru mukoperiostal flep kaldırılarak kök
aranır. Eğer çok ufak ve enfekte olmayan bir kökse yerinde
bırakılmasıda düşünülebilir.
Daha çok alt gömülü 3. Molarların çekiminde diş veya parçası
pterygomandibular boşluğada kaçabilir. Ramus mandibulanın medialinde
yerleşen diş ağız açıklığında kısıtlamaya sebep olabilir veya geç
dönem enfeksiyonu ortaya çıkar. İyi bir disseksiyon ile diş aranır.
Ağız açıklığında kısıtlama olmayan vakalarda diş yerinde
bırakılabilir.
Üst üçüncü molar dişin çekimi sırasında özelliklede gömülü diş
maksiller sinüse veya infratemporal loja kaçabilir. İnfratemporal
lojdan dişi çıkartmak için genişçe kunt diseksiyonla kaldırılan flep
sonrasında yavaş ve dikkatlice diş aranıp sıkıca tutulup alınır.
Eğer diş aletten kurtulup kayıyorsa çok tekrarlayan maniplasyonlar
yerine hastaya bilgi vererek dişi yerinde bırakmak ve birkaç haftada
enkapsüle olup rahat tutulur hale gelmesini bekleyip yeniden denemek
gerekir.
♦ Subkütanöz amfızem: Amfizem olabilmesi için havanın kaslar
arasındaki veya fasya boşluklarındaki bağ dokusu arasına girmesi
gerekir. Elastik kıvamdaki ve ses veren şişlik çalışırken hemen
ortaya çıkar. Isı artışı yoktur. Amfizem oldukça yavaş olarak 12
haftada geçer ve kaybolur. Hastayı sakinleştirerek geçeceğini
söylemek gerekir. Şişliğin derecesi çok fazla olduğu için hastada
panik olabilir.
♦ Maksiller sinüs perforasyonu: Üst molar dişlerin kök uçları ile
maksiller sinüs tabanı arasındaki kemiğin anatomik olarak veya
kronik enfeksiyon sonucu harabiyete bağlı olarak ince olduğu
durumlarda diş çekimi sırasında sinüs perforasyonu olabilir. Çok
ufak perforasyonlarda kan pıhtısı çekim kavitesini doldurarak
perforasyonuda örter ve sinüs enfekte değilse problem de olmaz.
Sinüsün perfore olduğunu hissettiği anda hekimin yapacağı ilk iş
kavite ile daha fazla uğraşmamaktır. Teşhisi doğrulamak amacıyla
küret vs. ile içeriye girmek, tekrarlayan şekilde burnu kapattırıp
hava üfletmek, irrigasyon yapmak gibi çabalar perforasyonu
genişletir ve belki de sağlıklı sinüsün enfekte olmasına yol açar.
Bunun için hemen bukkopalatinal sütur ile yumuşak dokuyu birbirine
yanaştırıp çekim kavitesi ağzını mümkün olduğunca daraltmak gerekir.
Bunun için bazen bukkal taraftan bir miktar kemik kaldırmak
gerekebilir. Kavitenin açıkta kalan oklüzal kısmına ağız ile
bağlantıyı kesmek için absorbe olabilen spongostan vs. koyulur.
Hastaya 1 hafta sümkürmemesi, kuvvetlice gargara yapmaması,
hapşırması gerektiğinde ağzını açması yani sinüse" basınçtan
kaçınması anlatılır. Hastada kronik sinüzit hikayesi yoksa ve steril
çalıştığımızdan tam eminsek profilaktik antibiyotiğe gerek yoktur.
ihtiyaç olduğunu düşünürsek antibiyotik verebiliriz. Postoperatif
olarak burundan kanama olursa burna tampon yapılır. Büyük
perforasyonlarda ise bukkal flep kaldırılarak primer dikiş ile
kapatma yoluna gidilir.
♦ Maksiller sinüse kök diş kaçması: Çıkartılmaya çalışılan kök
parçasının sinüse kaçtığından şüphe ediliyorsa önce bunun
doğrulanması gerekir. Bazen kök bukkal kemik duvarı ile periost
arasına girmiştir. Röntgen ve klinik kontrol ile kökün yeri tam
olarak saptanıp ona göre çıkartılmaya çalışılmalıdır.
Kök eğer sinüsün içinde ise çıkartmadan önce hekimin dikkat etmesi
gereken hususlar vardır. Bunlardan birisi kırılan parçanın
büyüklüğüdür. Bir diğeri çekilen dişin periapikalinde enfeksiyon
olup olmadığıdır. Üçüncüsü ise maksiller sinüsün enfekte olup
olmamasıdır. Bu bilgiler doğrultusunda şöyle bir karara varılabilir.
Eğer kök ucu 23mm kadarsa, dişte ve sinüste önceden enfeksiyon yoksa
kökü çıkartmak için çok az gayret sarfedilir. Bu özellikte olan ve
yerinde bırakılan kök uçları hiçbir zaman problem
çıkartmayabilirler. Böyle bir kökü çıkartmaya çalışırken
oluşturulacak travma sonradan daha çok komplikasyona sebep olabilir.
Eğer kök yerinde bırakılacaksa hastaya bu konuda mutlaka bilgi
verilmelidir. Postoperatif önlemler perforasyon vakalarında olduğu
gibidir. Ancak enfeksiyonu önlemek açısından profilaktik
antibiyotik, antienflamatuvar, dekonjestan vs. kullanılır. Birkaç mm
den büyük, enfekte kök ve sinüs vakalarında kök mutlaka
çıkartılmalıdır. Kökü çıkartmak için birkaç yol denenebilir. Bunlar:
Hastaya burun delikleri kapalı iken kuvvetlice üflemesi söylenir. Bu
anda ağız içindeki kavitede kök parçasının görünüp görünmediği
izlenir. Eğer görünürse alınır.
Aspiratörün ucu kavitenin ta banma yerleştirilir. Kısmen sinüse
giren kök uçları emme basıncı ile dışarıya çekilebilirler. Bu işlem
başarısız olursa bu kez sinüs serum fizyolojik ile irrige edilerek
bir taraftan aspiratör ile çekilir. Hem aspire edilen solüsyon hem
de radyolojik kontrol ile kökün çıkıp çıkmadığından emin
olunmalıdır.
Uzun ve ince bir tampon kaviteden sinüsün içine sokularak tek bir
hamle ile tampon dışarıya çekilir. Bu arada kökün tampona takılarak
dışarıya çıkması beklenir. Ancak bu yol sinüs perforasyonunun zaten
geniş olduğu durumlarda uygulanır, aksi halde travmatik olup
komplikasyonu arttırır.
Eğer bu yollardan hiçbiri kökü çıkarmak için yeterli olmazsa o
zaman Cald Well Luc işlemi ile sinüse girilip kök doğrudan görülerek
çıkartılır.
♦ Temporomandibular eklem travması: Alt çene dişleri çekilir ken
eklem üzerine aşırı kuvvet binebilir. Çekim sırasında diğer elimizle
çeneyi iyi destekleyerek travmadan korumalıyız. Hikayesinde
temporomandibular eklem dislokasyonu olan hastalarda daha dikkatli
olmak gerekir. Desteksiz tutulan, uzun süren ve fazla kuvvet
uygulanarak çalışılan çenelerde kısmi veya tam dislokasyon
görülebilir. Dislokasyon durumunda hekim hastanın karşısına geçerek
baş parmaklarını iki taraflı molar dişlerin dış yan taraflarına
yerleştirerek aşağıya bastırır ve diğer parmaklar ile yukarıya
verilen kuvvet ile çene yerine yerleştirilir. Hekimin parmaklarını
koruması amacıyla bir havlu vs. sarmasında yarar vardır.
♦ Kanoma: Cerrahi işlem sırasında kanama oluşmasının sebebi
genellikle periosttaki damarların zedelenmesi, kemik içindeki
besleyici damarların zedelenmesi, kemik içindeki besleyici
damarların açığa çıkması, granülasyon dokusu (iltihap) bulunması,
arter veya ven parçalanmasıdır.
Periosttan gelen kanama en iyi olarak kuvvetli ışık altında flep
kaldırılarak veya iyi bir aspirasyon ile ayırdedilir. Kanama yeri
anlaşıldığında bir hemostat ile sıkıştırılır, ihtiyatlı olarak
koterde kullanılabilir.
Kemikten (soketin içinden) gelen kanama sıkı bir tamponlama ve
bölgeye birkaç dakikalık basınç uygulanması ile kontrol edilir,
işlem başarısız olursa, abzorbe olabilen bir hemostatik ajan veya
kemik mumu kullanılabilir. Kunt bir alet ile kemikte o bölge ezilir.
Lokal epinefrin uygulamasından kaçınmak gerekir çünkü kardiak
problemli hastalarda ilacın bölgeden emilimi ile sorun çıkabilir.
Bir başka sebepte ilacın etkisi geçince ortaya çıkacak olan
vazodilatasyonun ciddi postoperatif kanamaya sebep olabilmesidir.
Granülasyon dokusuna bağlı kanamalar bu dokunun güzelce kürete
edilmesi sonucu ortadan kalkar. Yumuşak doku kaynaklı kanama bölgeye
parmakla veya tamponla yapılan baskı sonucu durur. Eğer içinde geniş
bir damar varsa hemostat ile tutularak 30 katgüt ile sıkıştırılır.
Travmatik çalışma sonucu a. ve v. alveolaris inferiorun zedelenmesi
sonucunda aşırı kanama olabilir. Soket tamponlanarak 510 dakika
beklenir. Sonra işleme devam edilir. Israrlı kanama olursa işlem
bırakılıp soket iyice tamponlanır, hemostatik ajanlar koyulur,
dişeti kenarı süture edilir, bir haftaya kadar beklenir ve sonra
işlem tamamlanır.
Diş çekiminden sonra karşılaşılan komplikasyonlar:
♦ Kanama: Diş çekimini takip eden birkaç saat süre ile ortaya çıkan
kanama normal kabul edilir. 3060 dakikalık basınç uygulaması ile
kontrol altına alınmayan kanamalar (primer kanama) müdahaleye gerek
gösterir.
Diş çekimi sonrası kanamanın ortaya çıkmasına sebep olan faktörler
vardır. Sistemik faktörleri (kan hastalıklarında olduğu gibi)
anamnez sırasında ayırdederek tedbir alınmalıdır. Kanama riskini
arttıran lokal faktörler ise şunlardır:
Ağız dokuları ve çeneler iyi bir damar ağına sahiptir ve bunların
devamlılığının bozulması kanama sebebidir.
Çekim sonrası hem kemik hem de yumuşak dokuda açık yara yüzeyi
ortaya çıkar ve her an kanamaya müsait bir zemindir.
Açık yara yüzeyine normal ve geçici süreli tampon uygulanmasının
dışında rutinde bir materyal uygulanmaz.
Dil çekim yerinde sürekli travma oluşturarak pıhtıyı bozar.
Tükürükte bulunan enzimler pıhtıyı organize olmadan önce eritirler.
Bütün bu faktörler postoperatif kanama problemini ortaya
çıkarabilirler.
Primer kanamalı hastada ağız hemen serum fizyolojik ile yıkanarak
temizlenir ve hastanın genel durumu gözden geçirilir. Vital bulgular
iyi ise konsantrasyonu fazla olmayan epinefrinli bir anestezik
solüsyon kullanarak (sekonder vazodilatasyondan kaçınmak için),
lokal anestezi yapılır. Daha sonra çekim boşluğu dikkatlice kontrol
edilerek kanamanın geldiği yer saptanır. Kanamanın geldiği yere göre
daha önce anlatılan yöntemler uygulanır. Hastaya bir tampon
ısırttırarak 1530 dakika bekletilir, daha sonra tamponsuz 1530
dakika bekletilir ve sorun yoksa gönderilir.
Kanamanın gerçek nedeni saptanamadıysa hastaya en kısa zamanda kan
testleri (kanama, pıhtılaşma, protrombin, parsiyel tromboplastin,
tam kan sayımı) uygulanır.
Sekonder kanama cerrahi işlemden bir kaç gün sonra ortaya çıkar.
Yara enfeksiyonu sonucu pıhtı bozulur ve damarlarda erozyon olur.
Bunun sonucunda da kanama görülür.
Uygulanacak tedavi primer kanamada olduğundan farklı değildir, ancak
kavite tamponlanıp dişeti dikilmeden önce kavitenin tamamen temiz
olduğundan ve yabancı bir cisim kalmadığından emin olmak gerekir.
Ayrıca enfeksiyon söz konusu olduğu için antibiyotik verilir.
Ekimoz ve Hematom: Postoperatif kanama sonucu kanın doku
boşluklarına, özelliklede deri altına kaçması sonucu 23 gün sonra
yumuşak dokuda mavimsi renk değişikliği şeklinde ekimoz olur. Ekimoz
daha çok geniş alanlı yumuşak doku flebi kaldırıldığı zaman ve yaşlı
kişilerde görülür. Yaşlılarda kapiller fragilite artmıştır ve doku
elastikiyeti azdır. Bunun sonucunda yaygın ekimozlar daha, rahat
ortaya çıkar.
Ekimoz ve hematomu engellemek için cerrahi sonrası hemostazı iyi
sağlamak gerekir. Yüzeyel dikiş atmak çözüm değildir. Derin dokudaki
kanamayı durdurmak gerekir. Rengin tamamen kaybolmasının birkaç
hafta alabileceği söylenmelidir.
♦ Şişlik: Cerrahi uygulama sonrası komşu dokularda çoğu kez travmaya
bir cevap olarak iltihabi ödem (seröz eksüda toplanması) ortaya
çıkar. Kapalı çekimden ziyade açık çekim sonrası görülen bir
komplikasyondur. Yumuşak dokuların yırtılması, periostun travmatize
olması, fleplerin dikkatsizce kaldırılmaları* ve sivri kemiklerin
yumuşak dokuyu irrite etmesi sonucu daha fazla ödem olur.
Postoperatif inatçı şişlik veya önceden olmayıp sonradan ortaya
çıkan şişmeler enfeksiyona bağlıdır. Böyle bir durumda iltihabın
lokal belirtileri klinik olarak saptanır ve enfeksiyon tedavisine
geçilir.
♦ Ağrı, his kaybı: 24 saatten daha fazla devam eden veya 35 gün
sonra başlayan ağrı enfeksi yona işarettir. Bu enfeksiyon ya alveole
veya periosta yada her ikisine aittir. Duruma göre tedavi yapılır.
Diş çekimi sırasında travmatik çalışılması, kavitede yabancı cisim
ve kök kalması, n. alveolaris inferiorun irritasyonu, sivri kemik
kenarları bırakılması postoperatif ağrı oluşturulur.
Postoperatif ağrı kontrolü için cerrahi öncesinde veya işlemi
bitirir bitirmez analjezik kullanımına başlanır.
Sinirlerin zedelenmesine bağlı olarak alt dudakta, dilde his kaybı
ortaya çıkarabilirki bundan daha önce bahsedilmişti.
♦ Septik periostitis: Periostun iltihaplanmasına bağlı olarak ortaya
çıkan ağrının kontrolü amacıyla lokal olarak yapılacak fazla birşey
yoktur. Nemli ısı uygulanması ve analjezikler tavsiye edilir.
Hastanın ateşi yüksekse ve pü varsa o takdirde antibiyotikte
verilir.
♦ Alveoler osteitis, dry socket, alveolitis: Şiddetli ağrı nedeniyle
diş çekimini takiben hastayı en fazla rahatsız eden komplikasyon
alveolitistir. Alveolitisin özelliği çekim kavitesinin içinde
pıhtının kaybolmasıdır. Önceleri pıhtı kirli gri görünüm alır, sonra
eriyip kaybolur ve geriye çıplak kemik yüzeyi kalır. Muayene
sırasında her zaman bomboş bir kemik kavitesi ile karşılaşılmaz.
Henüz pıhtı tamamen kaybolmadıysa bir miktar, nekrotik doku
bulunabilir. Tanı koymak oldukça kolaydır. Bir sond ile kavite
muayene edildiğinde oldukça hassas çıplak kemik hissedilir. Yayılan
ağrı, kötü koku mevcuttur. Genellikle süpürasyon yoktur. Hasta
ağrıyı nabız atar tarzda tanımlar. Ağrının sebebi periodontal
ligament ve alveoler kemikte açığa çıkan sinir uçlarına gelen termal
ve kimyasal irritasyondur. Bulgular genellikle çekimden 35 gün sonra
ortaya çıkar ve tedavi edilmezse 714 gün devam eder. "Dry socket"
kelimesi tam tercüme edildiğinde "kuru boşluk" anlamına gelmektedir.
Bu tanım tam doğru değildir, boşluk kuru değilde sekonder olarak
enfekte olan boş bir kavitedir.
Alveolitis görülme riskini arttıran faktörler şöyle sıralanabilir:
Önceden enfekte olan dişlerin çekimleri,
Çekim sırasında kemiğe fazla travma gelmesi,
Lokal anestezik solüsyon için deki vazokonstriktör maddenin
beslenmeyi azaltıcı etkisi,
Diş çekildikten sonra kavitenin enfekte olması,
Kemiğin fazla kompakt yapıda olması,
Hastanın vücudunda iyileşmeyi geciktirici bir sistemik sebep
bulunması,
Ağzı sürekli çalkalayarak veya çekim boşluğunu emerek pıhtının
bozulması.
Bütün bu faktörler içinde travmatik çalışma ve önceden enfekte
dişlerin çekimi en fazla etkili olmaktadır. Travma ve enfeksiyon
kemik iliğinin iltihaplanmasına sebep olur, buna bağlı olarak doku
aktivatörleri açığa çıkar. Bu maddeler pıhtı içindeki plazminolojeni
plazmine dönüştürürler. Fibrinolitik ajan pıhtıyı bozarken kinin
açığa çıkar. Kinin pıhtının içindedir ve şiddetli ağrının sebebidir.
Bu mekanizmaya bağlı olarak alveolitise fibrinolitik alveolitis
adıda verilebilir.
Bir başka görüşe görede travma alveoler kemikte harabiyete sebep
olarak enfeksiyona direnci azaltır ve bakteriyel enzimler pıhtıyı
bozarlar.
Alveolitisin tedavisi öncelikle ağrıyı ortadan kaldırmaya yönelik
olmalıdır. Lokal tedavi için ılık steril serum fizyolojik ile veya
nekrotik materyali ortamdan uzaklaştırmak için dilüe edilmiş
hidrojen peroksit ile kavite yıkanır ve topikal iyileştirici bir pat
örneğin alvogyl yerleştirilir. Ayrıca ağrı kesici ilaç tavsiye
edilir. Hasta 24 saat sonra kontrola çağrılır. Eğer ağrı geçmişse
kaviteye başka uygulama yapılmaz. Israrlı ağrı varsa bir gün önceki
işlem tekrarlanır.
Küretaj katiyen tavsiye edilmez. Bu işlem hem çok ağrılıdır hem
enfeksiyonun dağılmasına sebep olur, hemde kavitede bir iyileşme
olduysa, istenmeden ortamdan kaldırılır. Antibiyotik rutin olarak
gerekli değildir. Eğer süpürasyon söz konusu ise o takdirde
antibiyotik verilir. Antibiyotik topikal değil sistemik
uygulanmalıdır. Topikal antibiyotikler etkili olmadıkları gibi asit
yapıda oldukları için ağrıyıda arttırabilirler.
# Yara iyileşmesindeki diğer gecikmeler: Diş çekiminden sonra normal
iyileşme beklenirken bazen kavitenin içinde farklı bir klinik
görüntü ile karşılaşılır. Üst molar diş çekimlerinden sonra
maksiller sinüs mukozasının sarkmasına bağlı olarak herniler
oluşabilir. Yapılması gereken mukozayı zedelemeden dikkatlice dekole
ederek yukarıya itip, sinüs perforasyonunda kullanılan yöntemlerden
birisi ile açıklığı kapatmaktır. Eğer bir antral polip geliştiyse
polipi eksize ederek perforasyon kapatılır.
Bazende çekim kavitesinde özellikle yabancı cisim reaksiyonuna bağlı
olarak epulis adı verilen iltihabi granülasyon dokusundan oluşan
tümoral büyümeler olur. Lokal küretajlar tedavi için yeterlidir.
Aslında cerrahi çekim ve ameliyat sonrasında vücudun verdiği cevap
lokal olarak kalmayıp sistemik etkide söz konusudur. Örneğin dalak
ve kemik iliğinde hücresel aktivite artmakta ve vücut savunması ile
ilgili reaksiyonlar gelişmektedir. Dolayısıyla kişinin savunma
sistemindeki bu aksama lokal iyileşmeyi olumsuz etkiler.
# Enfeksiyon: Odontojenik enfeksiyonlarda gördüğümüz dağılım diş
çekimi sonrasında görülebilir. Enfeksiyon lokal olarak dokuları
takiben ağız içine açılabilir, anatomik boşluklara dağılabilir veya
lenf ve hematojen yayılımı söz konusu olabilir. Direnaj ve medikal
tedavi uygulanmalıdır.
Trismus: Miyofasiyal spazm sonucu ortaya çıkan trismus birkaç hafta
devam eden bir komplikasyon halini alabilir. Miyofasiyal spazm zor
bir çekimi takiben lokal anestezik solüsyona bağlı veya postoperatif
hematom ve enfeksiyon sonucu oluşur. Ağız açılırken veya intraoral
muayenede postzigomatik bölgenin palpasyonu oldukça ağrılıdır.
Özellikle zor çekimlerden bir gün sonra hasta kontrola çağrılmalı ve
üç parmağını dik olarak sokabilecek kadar ağzını açması
öğütlenmelidir, înatçı vakalarda sıcak uygulaması, egzersiz ve fizik
tedavi yöntemleri denenir.
Kaynak: Ağız, Diş, Çene Hastalıkları ve Cerrahisi / Prof Dr.
Mustafa TÜRKER ve Prof. Dr. Şule YÜCETAŞ |