• Endosseöz Implantlar

    Kemiğin içine yerleştirilirler ve kemiğe osseointegre olurlar. Osseointegrasyon canlı kemik ile yükü taşıyan implant yüzeyi arasındaki yapısal ve fonksiyonel direkt birleşme anlamına gelir. Yani implant ile kemik arasında hiçbir aralık, psödoperiodonsiyum benzeri bir bağ dokusu aralığı yoktur. Osseointegrasyon kavramı ile ilgili çalışmalar 1960’larda Brânemark ve arkadaşları tarafından isveç’te başlatılmış ve geniş bir ekip tarafından çok yönlü çalışmalar yapılmıştır. Kullanılan implant materyalinin doku ile uyumluluğu (biokompatibilitesi), periferik sinirler, kas, tendon, kemik, kemik iliği, sinovial doku, deri ve müköz membranlarda meydana gelen reaksiyonlar araştırılmıştır. Brânemark’ın anatomi laboratuvannda başlattığı deneylerin verdiği olumlu sonuçlar osseointegrasyon kavramını dişhekimliği pratiğine sokmuş ve 1965’de dişsiz bir insanın çenesinde titanyum vidaların iki etaplı bir teknikle alveoler krete yerleştirilmesi ile ağız içi çalışmalar başlamıştır.

    İmplantların klinik uygulamalarına bakıldığında ağırlık osseointegre implantlardadır. Amerika’da subperiostal ve transosseöz implantlarında benimsenerek kullanılmasına karşın Avrupa’da endosseöz implantlar ön sırada gelmektedir. Bunun kuşkusuz en belirgin sebebi osseointegrasyonun kuzey Avrupa’da tanıtılmış olmasıdır. Bugün dünya üzerinde kullanılan pek çok endostal implant sistemi vardır ve oldukça kuvvetli bir pazar gelişmiştir. Hergün yeni veya modifıye edilmiş sistemler firmalarca tanıtılmaktadır. Çeşitli merkezlerin uygulamaları ve başarı oranları dikkate alındığında tercih kök şeklinde implantlardan yanadır. Kök şeklinde implant dediğimizde vida ve silindir formunda implantları anlıyoruz.

    Vida şeklindeki implantlar yivlerin arasına kemik dolarak osseointezrasyonu sağlamaya yönelik olarak hazırlanmışlardır. Bu tip implantın daha erken yüklenebilmesi, primer stabilitenin iyi olması, yükün kemiğe daha kontrollü olarak iletilmesi gibi avantajları vardır. Silindir şeklindeki implantlarda primer stabilite implant yatağı ile implant çapı arasındaki boyut farkına ve implant yüzeyinin retansiyonuna bağlıdır. Silindir implantların perforasyonlu hazırlananları vardır. Bunun amacı kemik gelişiminin implantın içine doğru olması ve implantkemik bütünleşmesinin daha başarılı gerçekleşmesidir. Biz burada screw (vida) implantlara örnek olarak Brânemark’ı, silindir implantlara örnek olarak IMZ’yi, blade implantlara örnek olarak blade venti, sinüs lifti, içi boş silindire örnek olarak Bonefıt’i ve integral silindiri tanıtacağız.

    Kaynak: Ağız, Diş, Çene Hastalıkları ve Cerrahisi Prof. Dr. Mustafa TÜRKER Prof. Dr. Şule YÜCETAŞ

    Yorum yaz →

Bir yorum yaz

iptal et
Ağız ve Diş Sağlığı