• Geçiş

    Maksiller diş arkına anterior yönden bakıldığında, santral kesici dişten posteriorda en son görünen dişe kadar dişlerin boyut ve şekillerinde doğal bir bilateral geçiş gözlenir. İki farklı ancak benzer cisim belli bir mesafeden izlendiğinde, yakın olanı daha büyük görünür. Aynı oklüzogingival uzunluğa sahip olmalarına rağmen, santral kesici dişlerde olduğu gibi gözlemciye daha yakın dişler daha iri görünür. Ne var ki, premolar dişler gibi daha uzakta olan dişler daha küçük görünürler. Dişlerin posterior yöndeki geçişe de lateral kesici ve kanin dişler boyut açısında- orantısal olarak küçülme eğilimindedirler. İllüzyon yaratılmasında fayda sağlayan ve hoş bir diş dizisi kazandıran bu efekt “boyut geçişi prensibi” adını alır. Tüm diğer benzer yapılar aynı şekilde dizilmeli, en yakından en uzak olana doğru bakıldığında ebat olarak geçişsel bir azalma yaratılmalıdır. Bukkal yüzeyin kontur ve çizilimi, insizal üçlü ve insizal mesiobukkal eğimlerin dizilimi çok önemlidir. Önden arkaya geçişin sağlanmasında, alt oran ve gingival üçlü ikinci aşamada dikkat edilmesi gereken ön koşullardır. Renklenmiş veya bozulmuş restorasyonlar, uygunsuz biçimde yerleştirilmiş dişler veya diş ve gingival uzunluklarda farklılıklar mevcut olduğunda, geçiş efekti bozulabilir. Ark formunda anahtar diş. ön-arka algılamasını yaratan bu doğal geçişi belirler. Bu geçişi elde etmekte en önemli unsurlar, kanin ve premolar dişlerinin bukkal koridordaki konumları ve yarattıkları geçiş efektidir. Böyle restorasyonlarda gingival bölge çok önemlidir. Sıklıkla gerekli önem verilmez ve bu nedenle önden arkaya geçişin illüzyonu dahi bozulabilir. Uygunsuz biçimde yapıldığında ve geçiş illüzyonu bozulduğunda, gözlemcinin dikkati diş dizisinde estetik açıdan gerçekten neyin hatalı olduğunu anlayabilmek için doğrudan o bölgeye yönelir. Bir gülüşü izlerken dikkate alınması gereken sadece dişler değildir. Aynı zamanda maksiller okluzal düzlemin posteriora doğru kademeli olarak yükselişi ile oluşan derinlik ve mesafe illüzyonu da takip edilebilmelidir. Dişlere gelen ışık miktarı da illüzyon efektinde önemli bir unsurdur. Dişlerden yansıyan ışığın değiştirilmesinde ise geçiş efekti önem kazanır. Geçiş efektinin elde edilebilmesi için posterior dişlerin bukkal kenarları ile ağız köşesi arasındaki negatif boşluğu yaratan bukkal koridorun oluşturulması gerekir. Böylelikle derinlik illüzyonu yaratılmış olur. Protez uzmanı, hastasının kişiliğini yansıtan karakteristik özelliklerini öne çıkarmak için bu unsurları kullanabilir. Koyu anterior “negatif” boşluk anterior bölgede kesici dişler ile alt dudak arasında belirgin bir kontrast yaratır. Bu renk kontrastı vestibül genişlik ve ark formunun genişliğindeki farklılığa bağlı olarak değişen dinamik bir dış görünüş yaratılmasını sağlar.

    Posterior dişler bölgesinde bilateral olarak eşit bukkal koridor bölgesi görünür. Gülerken, bir tarafta dişlerin bukkal yüzeyleri ile diğer tarafta yanak iç yüzeyi ve ağız köşesi arasındaki bu bölge posteriora doğru gidildikçe koyulaşır. Bukkal koridorlar, maksiller kanin dişlerinin bukkolingual konumları ile, bu efekti öne çıkarır biçimde sonlanın Hastalar bu negatif boşluğun vurgulanması gerektiğinin farkında değildir, ancak bu özellik gülüşte ahengi yakalamanın anahtarıdır. Yüz ile ilgili yapılar ve gülüş arasındaki ahenkli orantısal ilişki, bu boşluk ile mümkün hale gelir.

    Kaynak: Porselen Laminate Venerler Bilim ve Sanatı – Galip Gürel

    Yorum yaz →

Bir yorum yaz

iptal et
Ağız ve Diş Sağlığı