• Geleneksel Renk Rehber Sistemleri

    Renk Skalaları
    Renk skalaları görsel rehberler olarak kullanılırlar; sadece rehberlik görevi yaparlar, birebir bitmiş sonucu göstermezler. Nötr bir çevre, doğru miktarda ve nitelikte ışığın sağlanması ve göz yorulmasının mevcut olmaması, doğru bir renk seçimine ulaşmak için önemli önkoşullardır. Mil-ler Vita Classic renk skalasının çekilmiş doğal insan dişi örneklerine göre çok düşük doygunluk ve çok yüksek parlaklığa sahip olduğunu göstermiştir. Mevcut geleneksel renk skala sistemlerinin üretiminde de bazı temel tutarsızlıklar ortaya koyulmuştur. Örneğin, A3 Vita Laminat renk skalaları aynı üreticiden çıkmış birkaç skala arasında ve kendi içlerinde değişkenlik gösterebilirler.
    Vitapan Classical, Ivoclar Chromascop ve Vitapan ED Shade Master günümüzde en yaygın ve popüler renk rehber sistemleridir. Vitapan Classical renk skala sisteminde, ton harfler ile belirtilen gruplar halinde kategorize edilmiştir:
    A-Turuncu
    B – Sarı
    C – Sarı/Gri
    D – Turuncu/Gri (Kahverengi)
    Chromascop Sistemi renkleri tanımlamak için harf yerine numaralar kullanır:
    100 – Beyaz
    200 – Sarı
    300 -Turuncu
    400 – Gri
    500 – Kahverengi
    Vitapan 3D ShadeMaster, geleneksel harf/numara sınıflandırmasından farklı, özel bir sistemdir. Temel olarak Miller’in15 yol gösterici çalışması ile tanımlanmış, ancak zaman içerisinde McLarerps tarafından daha da geliştirilmiştir.
    L – sarı tona doğru eğilimi belirtir
    R – kırmızı tona doğru eğilimi belirtir.
    Vitapan Classical ve Ivoclar Chromascop sistemlerinde doygunluk, artan numaralar sistemi ile tanımlanmaktadır.

    Vitapan Classical: 1 ‘den 4’e – en düşük doygunluk 1, en yüksek doygunluk 4’tür.
    Chromascop: 10’dan 40’a – 10 en düşük, 40 en yüksek doygunluktadır.
    3D ShadeMaster: 1 ‘den 3’e – en düşük doygunluk 1, en yüksek doygunluk 3’tür.
    Vitapan Classical ve Ivoclar Chromascop Sistemlerinde parlaklık, doygunluk üzerinden değerlendirilmektedir: 1 ‘den 4’e ve 10’dan 40’a gidildikçe sadece doygunluk artmaz, parlaklık da düşer. 3D ShadeMaster önce parlaklığı belirtir: 1 ‘den 5’e – 1 en yüksek parlaklık, 5 en düşük parlaklıktır.
    Parlaklığa Dayalı ve Tona Dayalı Renk Skalaları
    Daha önce tartışıldığı gibi gözlerimiz açıklık/koyuluk ve doygunluktaki değişiklere, tondaki değişiklerden daha hassas olduğundan parlaklığa dayalı renk skalaları daha uygun renk seçimi araçlarıdır. Bu durum özellikle açık renkler için geçerlidir (açık renkler kozmetik restoratif dişhekimliğinde günümüzün trendidir). Daha açık renkler ile tonda çok az doygunluk vardır (düşük doygunluk); dolayısıyla ton belirgin değildir ve renk seçim işleminde bir faktör de değildir. Parlaklık baskın değişken haline gelir. B1 ile A1 renk skalalarını karşılaştırırken hangi skalanın daha fazla sarı veya turuncu içerdiğini tahmin etmek zor olabilir; ne var ki, hangi skalanın daha açık renkli olduğunu (parlaklık) belirlemek daha kolay olacaktır. Eğer parlaklık ve doygunluk doğru ise, ton idealden biraz uzak bile olsa restorasyon klinik açıdan kabul edilebilir olacaktır.
    Klinikte Gelişmiş Renk Tespit Sistemleri İhtiyacı
    Geleneksel renk skala sisteminde doğru rengin seçilmesi her zaman hekimin sübjektif bilgi ve becerisine bırakılmıştır. Böyle bir sistemde büyük varyasyonlar söz konusudur. Standart görsel renk seçim protokolü yukarıda belirtilmiş olan bazı zorluklar içermektedir. Metamerizm, foot-candle cinsinden ölçülen doğru aydınlatma, aydınlatmanın türü (renk düzeltmeli ve floresan ampuller) renk illüzyonu ve renk algılama farkIılıkları, renk seçiminde tutarsızlıklara yol açan etkenlerden bazılarıdır.
    Klinik olarak, ileri fiziksel ve optik özelliklere sahip yeni restoratif materyallerin gelişimi daha sofistike renk seçimi yöntemlerine olan gereksinimi daha da arttırmıştır. Dental seramik materyallerin özelliklerindeki gelişmeler temel olarak materyal yoğunluğu üzerindedir ve bu da ışığın iletimini doğrudan etkiler (opasite ve traslusensi). Yeni materyallerin moleküler ve kristalin yapılarındaki değişimlerden dolayı ışığın yansıtılmasında, absorbsiyonunda, kırılmasında ve dağıtılmasında farklılıklar meydana gelir. Bu nedenle, materyal biliminde, gelişmiş dental restoratif uygulamaların optik yönleri ile ilgili çalışmalar üzerinde yoğunlaştırılmıştır.
    Geleneksel renk seçimindeki klinik yetersizlikler ortaya çıktığında, daha uygun yöntemlerin geliştirilmesi için çalışmalar başlamıştır. Dişhekimliğinde objektif renk seçimi standartları ihtiyacı doğmuştur, ki böylelikle tekrarlanan seanslarda harcanan zaman ve üretim kaybı engellenebilir.

    Kaynak: Porselen Laminate Venerler Bilim ve Sanatı – Galip Gürel

    Yorum yaz →

Bir yorum yaz

iptal et
Ağız ve Diş Sağlığı