0216 455 5 000
0530 407 35 94




İnterdental Dişetinin Klinik Özellikleri

İnterdental dişeti, dişlerin temas alanı, alveol kemiğinin interdental ucu ve diş yüzeyleri ile belirlenmiş bir alanı kapsar. İnterdental dişeti piramid şeklinde olabilir veya fasiyal lingual doğrultuda bir "vadi" (col) formunda olabilir. Dişlerin fasiyallingual çaplarındaki bir artış, anteriordan posterior bölgeye geçişte görüldüğü gibi piramidden vadi şekline dönüşmesine yol açabilir. İnterdental dişeti piramid şekilli olduğunda, dokuda temas noktasının hemen altında konumlanmış sadece bir tepe noktası mevcuttur. Birisi vestibülde, diğeri de lingualde yeralmak üzere iki tepe ucu olan, aralarında da vadi adı verilen içbükey bir sırtın mevcut olduğu interdental papili ilk tanımlayan Cohen10 olmuştur. İnterdental papil vestibül ucu, lingual olandan daha koronale doğru

uzanır ve bu uçlar arasındaki mesafe anteriordan posteriora doğru gidildikçe artar. İnterdental dişetinin morfolojisi, komşu dişler arasındaki temas alanının boyut, şekil ve konumuna ve alttaki kemik kreti seviyesine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir.

İnterdental embrasür ve boşluğu dolduran dişeti, dişlerin proksimal yüzeyleri nispeten düz ise, mesiodistal olarak dardır; bukkolingual açıdan kökler birbirine yakındır ve interdental kemik mesiodistal olarak incedir. Zıt biçimde, temas alanından uzaklaşan proksimal yüzeyler ile interdental dişetinin mesiodistal çapı geniştir. Temas noktasının konumu maksiller kesici ve kanin dişlerinin kenar açıları ve çıkış eğimlerinin sonucudur. Maksiller santral kesici dişlerin aralarındaki temas noktası labial yüzeyin insizal üçlüsünde, santral ve lateral kesici dişler arasındaki temas noktası ortada, lateral kesici ile kanin dişi arasındaki temas noktası ise apikal üçlüde konumlanmıştır. Yumuşak dokunun doldurduğu bölümün mevcudiyetinin temas noktasından alveol kemik kretine kadar olan mesafe ile ilgili olduğu gözlenmiştir. Tarnovv ve arkjs, temas noktasından kemik kretine kadar olan mesafenin 5 mm veya daha az olduğu tüm vakalarda papil-lanın mevcut olduğunu bildirmektedir. Temas noktasından kemiğe olan mesafede 1 mm artış bile ideal bir papilin mevcut olması ihtimalini neredeyse yarı yarıya azaltmaktadır. Mesafenin 6 mm olduğu vakaların %56'sında papil mevcuttu, mesafenin 7 mm veya daha fazla olduğu vakaların ise sadece %27'sinde veya daha azında papil vardı. Kök açılanması da interdental dişe-tini etkileyen diğer bir faktördür. İki dişin köklerinin birbirlerinden uzaklaşan açılanmaları daha geniş bir embrasür boşluğu yaratır ve temas noktasının daha insizalde konumlanmasına yol açar.

Kaynak: Porselen Laminate Venerler Bilim ve Sanatı - Galip Gürel


Estetik Tedavi Planında Periodontal Değerlendirmeler
 

©Copyright 2007, All Rights Reserved

Site içeriğinde bulunan bilgiler destek sağlamak içindir. Hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi, tanı ve teşhis koyması yerine geçmez