0216 455 5 000
0530 407 35 94




Oklüzyon

Oklüzyon, kapanma işlemi ve kapanmış olma haline verilen isimdir. Aynı zamanda dinamik ve statik bileşenleri de içerir. Statik bileşenler önce ele alınacaktır. İyi biroklüzyonda, ağızdaki tüm dişler aynı anda temas ederler. Ne var ki, anterior kısımda dişler daha hafif temas göstermelidirler, ki klinik açıdan bunun anlamı: "anterior dişler temas etmezler" olabilir. Gerçekten de, interoklüzal temasta algılanan bir titreşim, diş stabilitesine zarar verebilir ve interproksimal ayrılmaya yol açabilir. Anterior ve posterior dişleri içeren toplam diş temas alanı, 4 mm² civarındadır. İnteroklüzal temasların sayısını gözönüne alarak (tüm ağız için 64 ile 100 arasında), çeşitlilik gösteren fikirleri ve oklüzyon tiplerini hesaba katarak, her bir temas alanının aşırı derecede

küçük olduğu tahmin edilmektedir. Çalışmalar posterior segmentte tek veya çoklu temasın mevcut olmasına bakmaksızın kas kasılmasının %100 oranında gerçekleştiğini gösterdiğinden, yük dağılımının geliştirilmesi için posterior interoklüzal temas alanlarının çoğaltılması zorunludur.

Doğada, tüberkül-sırt temasları kuraldır ve class I oklüzyonlarını karakterize eder. Tüber-kül-fossa temasları genellikle class II oklüzyon-larda bulunur iken, interoklüzal temasların üç ayaklı hale getirilmesi hala diş stabilitesi sağlamayı çok arzu eden dişhekimlerinin hayal gücünden doğmuş bir rüya olmaya devam etmektedir.
Diş interoklüzal teması ile adeziv porselen restorasyon kenarının çakışmasına engel olunmalıdır, çünkü böyle durumlarda adeziv porselen restorasyonun kenar örtücülüğünde değişimler, interoklüzal temasın başka bir yerde konumlandığında olduğundan daha sık meydana gelebilmektedir.

Bu önerinin anterior segmentte uygulanabilmesi kolay olmakla birlikte, klinik tecrübeler posterior segmentte interokluzal temaslar ile bölgenin çakışmasının daha raslantısal olduğunu göstermektedir. Çünkü posterior diş morfolojisi ve interokluzal ilişkiler bu konuda son derece sınırlayıcı etki ederler. Gözlemler aynı zamanda restorasyonun morfolojik tasarımının karşıt dişlerdeki deformiteler nedeniyle de değiştirilmek zorunda kalındığını ve özellikle abrazyon gösteren diş bölgelerinin bu gibi durumları yarattığını göstermiştir. Sonuç olarak, kenarların gelişigüzel biçimde konumlandırılması ve interokluzal temasların genişlemesi ihtimalleri artar. Bununla birlikte, oklüzyon yükleri altında meydana gelen porselen mikrokırıklarından kaynaklanan kenar örtücülüğünün bozulması ihtimali de yükselir. Kenarların yerleştirilmesi ve interokluzal temasların hazırlanmasının gelişigüzel biçimde yapıldığı durumlarda, diş gıcırdatma gibi parafonksiyonel alışkanlıkların etkisi altında adeziv porselen restorasyonun kenar örücülüğünde daha ileri bozulmalar meydana gelebileceği varsayılabilir. Bu durum, adeziv porselen restorasyonlar için sadece interokluzal temasın konumunun planlandığı değil, aynı zamanda restorasyonun zararlı parafonksiyonel koşullara karşı direnç gösterebilmesi için yeterli porselen kalınlığının bırakıldığı bir diş preparasyonunun önemini ortaya çıkarmaktadır.

Kaynak: Porselen Laminate Venerler Bilim ve Sanatı - Galip Gürel


ADEZİV PORSELEN RESTORASYONLAR VE FONKSİYON
 

©Copyright 2007, All Rights Reserved

Site içeriğinde bulunan bilgiler destek sağlamak içindir. Hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi, tanı ve teşhis koyması yerine geçmez