0216 455 5 000
0530 407 35 94




Renkler Aracılığıyla Karakterizasyon

Seramik restorasyonlar ile doğal bir görünüm yaratmak için, translüsenside çeşitli varyasyonlar uygulanmalıdır. Yaşam boyunca, dişler sürekli bir değişim içerisindedir. Gençlikte, dişler daha girintili çıkıntılı bir yüzey yapısında, daha açık renkli, daha parlak ve daha az bir doygunluğa sahiptir. Aynı zamanda dişeti kenarı yaklaşık olarak mine-sement birleşimi hizasındadır ve dişler genellikle beyaz hipoplazik çizgiler veya noktalara sahip hafif karakterizasyonlar gösterir. Bireyin yaşına bağlı olarak, translüsensi miktarı, konumu ve niteliği değişiklik gösterir. Başlangıçta, genç diş mineleri sergiledikleri bol miktardaki insizal translüsensiden dolayı şeffaf görünebilir. Ne var ki, yıllar boyu gördükleri fonksiyon sonrasında kesici kenarlar aşındıkça yüksek translüsensiye

sahip olan mine dokusu kaybedilir. Fasiyel mine tabakası diş fırçalama veya çiğneme gibi günlük aktiviteler sırasında incelir ve dentinin diş renginde baskın hale gelmesine yol açar. Bundan dolayı yaşlı bireylerin dişleri, genç yetişkinlerden daha düşük parlaklık ve yüksek doygunluğa sahiptir.

Restorasyonlarda kullanılacak şeffaf mine porseleninin derinliği ve genişliği, yaratılması istenen tranlusensi miktarına göre kararlaştırılmalıdır. Tüm diş yüzeyi üzerinde yer alan doygunluk miktarının toplamı, "temel ton" veya dişin renginin tespit edildiği ortalama değeri verir. Doğal dişlerin rengi, ışığın diş yüzeyinden yansıması ve kırılması esnasında, mine, dentin ve ışık kaynağının birbirleri ile olan ilişkisine bağlı olarak gelişir. İçteki dentin gövdesinin yüksek doygunluğu ve düşük translüsensisi "temel ton"un kaynağıdır. "Temel ton"da gözlenen farklı doygunluk seviyeleri dentinin farklı yoğunlukta olmasına bağlıdır. Dişin servikal, orta ve insizal üçlüsünde farklı doygunluk seviyeleri gözlenebilir. "Doygunluk haritasının" bir parçası olan dişin translüsent bölümleri, esas olarak altında dentin içermeyen mineden kaynaklanmaktadır. Servikal üçlü, ince mine tabakası ve daha yoğun gözlenen dentin rengi nedeniyle en yüksek doygunluk derecesine sahiptir. Orta üçlüde doygunluk biraz daha düşüktür. İnsizal üçlüde, aşınmamış bir dişte, ara yüzde ve insizal uçta yer alan minenin translüsent görüntüsü nedeniyle dişin "temel ton"unun doygun olarak görünmesi engellenir.

Dişin altta yer alan dentin gövdesi ve üzerindeki mine tabakası, gelen ışık ile birlikte floresans ve opalesans olgularını yaratırlar. Diş rengini belirleyen faktörler, doğrudan alttaki dentin gövdesi ve translüsent mine alanları ile ilişkili olan çeşitli doygunluk seviyeleridir. Dişin göz tarafından algılanan üç boyutlu rengi, hafif bir floresans ve gelişmiş bir opalesanstan meydana gelir. Floresans ışık enerjisini absorbe etmek ve onu, dişteki parlaklığı yaratan farklı bir dalga boyunda boşaltmak kabiliyetidir. Dolayısıyla, eğer parlaklık arttırılacak ise, daha fazla floresans eklenmelidir. Herhangi bir restorasyon uygulanırken, dişhekiminin temel amacı yapay protezin doğal görünmesini sağlamaktır.

Doğal bir görünüm elde etmek için, bu olgular hastanın yaşı, cinsiyeti ve kişilik özellikleri gö-zönünde bulundurularak yaratılmalıdır. Daha yaşlı bir hastanın protezi söz konusu ise, dişhekimi daha yaşlı dişlerin doğal olarak daha düzgün yüzeyli, koyu ve daha yüksek doygunluğa sahip olduğu gerçeğini hatırlamalıdır. Alt kesici dişlerde, daha yaşlı dişler genellikle dentinin gözlendiği düz, geniş insizal kenarlar sergiler.

Kaynak: Porselen Laminate Venerler Bilim ve Sanatı - Galip Gürel


GÜLÜŞ TASARIMI
 

©Copyright 2007, All Rights Reserved

Site içeriğinde bulunan bilgiler destek sağlamak içindir. Hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi, tanı ve teşhis koyması yerine geçmez