0216 455 5 000
0530 407 35 94




Seramik Dişler

Porselenin restoratif bir materyal olarak kullanılması, estetik dişhekimliğinde yeni bir çağı başlatmıştır. Bugünün standartları ile, ilk porselenler oldukça ilkel ve değeri düşük idi. Porselenin estetik dişhekimliğinde potansiyel kullanımının fark edilmesi ile birlikte, materyali dental restorasyonlar için uygulanabilir hale getirmek amacıyla çeşitli modifikasyonlar ve geliştirmeler yapıldı. Porselenin tarihi, yaklaşım açısından belirli bir doğrultu izler. Estetik materyallerdeki, özellikle de tam porselen kuronların ışık geçirgenliği açısından elde edilen ilk büyük gelişme, Vines ve ark. tarafından 1958'de gerçekleştirildi. Vines, vakumlu fırınlama veya düşük ısıda fırınlama için uygun porselen tozları geliştirdi. Weinstein ve ark. 1960'ların başında vakumlu fırınlama yoluyla porselenin altın alaşımlara bağlanmasını tespit etti. Tüm bu gelişmelere ilaveten,

vakum altında fırınlanabilen daha ince partiküllü seramik tozlarının geliştirilmesi estetik dişhekimliğinde yeni bir çağın başlamasına neden olmuştur. Porselenin tabakalar halinde uygulanabilme ve işlenebilme özellikeri sayesinde, dişhekimleri ve laboratuvar teknisyenleri ışık iletiminin, kırılma indekslerindeki değişimlerin ve opak porselenlerdeki yansımanın estetik yönden önemini daha fazla kavramışlardır.

1965 yılında McLean ve Hughes kuronların, küçük sabit bölümlü protezlerin ve bireysel veya özel Hazırlanmış gövdelerin yapımında kullanılan sinterize edilmiş aluminanın, farklı olarak prefabrike profiller şeklinde restoratif dişhekimliğinde kullanılması fikrini geliştirdiler. Aşırı büzülme nedeniyle porselen kuronlar için yüksek alumina içerikli özel yapım porselen altyapılar hazırlamak mümkün değildi. Ticari olarak porselen ilk kez 1966 yılında piyasaya sunulmuş ve 30 yılı aşkın bir süredir hala piyasadaki yerini korumaktadır. Cam seramik Kullanılarak yapay diş, vener ve kuron yapım yön:emlerini ilk kez tanımlayan MacCulloch, 1968 yılında bu yaklaşımdan yararlandı.56Ancak, istenen renk modifikasyonları sadece yüzey renklendirici,er ile sağlanabiliyordu ve bu renklendiriciler belli bir süre sonunda etkilerini kaybederek yok olma eğilimine sahipti. Estetik görünümüne rağmen porselenin kırılgan yapısı nedeni ile asitle pürüzlendirme ile birlikte direkt rezin bağlanma tekniğinin kullanımının gerekliliği ortaya çıkmaktaydı.

1970'lerde yeni geliştirilen tekniklerle ticari basamak porselenleri ve servikal bölgede metal bant içermeyen metal seramik kuronlar geliştirildi. Dana yüksek fırınlama derecesine sahip olan bu porselenler, fırınlama esnasında minimal düzeyde bozulmalara yol açan plastik akmaya karşı da dana dirençliydiler. Son dönemlerde, altın alt yapı yerine yüksek dirençli seramik kullanılması hedefine henüz ulaşılamamıştı. 1976 yılında, McLean ve Sced tarafından ticari olarak ilk kez folyo ile güçlendirilmiş kuron sistemi geliştirildi. Dental porselen, camsı matriks içerisinde yüksek bir dirence ve elastik modüle sahip seramik kristallerinin dağıtılması ile güçlendirilebilmekteydi. McLean ve Hughes kuron yapımında kullanılmak üzere ilk alüminöz porselenleri geliştirmek için bu yöntemi kullandılar. Bu güçlendirilmiş porselenler 180 MPa'ya kadar ulaşan geleneksel feldspatik materyallerin yaklaşık iki katı dirence sahiptiler. Elektroforming ve geleneksel metal destekli bir porselenin bağlanabilmesi için kalay oksit kaplama tekniklerinin kullanımı 1979 yılında Rogers tarafından geliştirilmiş ve 1980'li yıllarda bir dizi folyo sistemi piyasaya sürülmüştür.

"Slip casting", ya da stabil süspansiyonlar hazırlama ve yapılar üretme bilimi, kapiller kuvvetlerin sıvıyı absorbe ettiği pöröz bir kalıbın üst yüzeyinde katı bir tabaka elde edilerek geliştirildi. Sadoun, 1989 yılında İngiltere'deki Leeds kalesinde düzenlenen Uluslararası Dental Seramikler Konferansımda sunduğu çalışmasında, Count von Schwerir'in bulmuş olduğu yaprak döküm tekniğini daha da geliştirdiğini gösterdi. Bu çalışmalar InCeram adı altında piyasaya sunulan yüksek dirençli alt yapının bulunmasını sağladı. Saf bir seramik yapı içermeyen yüksek dirençli yeni alt yapı, bir aşama daha ileri gidilerek 630 MPa'a kadar ulaşan dirençlerin elde edilebilmesine olanak sağladı. Inceram, laboratuar teknisyenlerinin porselenin direncinde azalmaya neden olmaksızın anterior kuron estetiğinde ilerleme kaydetmelerini sağladı. Şüphesiz bu çalışma dental seramiklerin tarihçesinde dikkate değer bir yeri hak etmektedir.

1993'te, Anderson ve Öden yüksek yoğunlukta sinterize edilmiş ve yüksek oranda saf olan alumina kullanarak tam seramik kuron hazırlama yöntemi geliştirdiler. Ancak yöntemin en önemli dezavantajının sinterize edilmiş aluminanın renginin fırınlama koşullarına göre çeşitlilik göstermesi olduğu gözlemlendi. Aynı şekilde, normal ve alüminöz dental porselenler ile karşılaştırıldığında, sinterize edilmiş alumina kontrol edilmesi daha zor bir materyaldir.

Wohlwend, Zürih Üniversitesi Dişhekimliği Enstitüsü'nde, porselen yapının bağlanması için lösit kristallerinin dağılımı prensibini kullanan bir materyal geliştirerek piyasaya sundu. Empress ismindeki bu materyal, sadece birkaç mikron boyutundaki lösit kristallerinden oluşur ve çekirdek oluşturucu ajanlar içeren özel bir cam içerisinde kontrollü kristalizasyon ile üretilir.

Seramik materyaller günümüzde estetik dişhekimliğinin başlıca dayanağı olmuştur. Seramiklerin kalitesinde ve seramik teknolojisindeki hızlı gelişmeler, üreticiler için doğayı eskiden olduğundan çok daha iyi biçimde taklit edebilme imkanı yaratmıştır. Seramik teknolojisindeki bu gelişmelere rağmen bir seramik restorasyonun nihai başarısı, doğrudan dişhekimi ve teknisyen ekibinin uzmanlığına bağlıdır. Tam seramik restorasyonlarda kullanılan seramik materyal, dişlere metal bir altyapının desteği olmadan bağlanır. Tipik olarak direnci arttırılmış bu porselen materyal okluzyon kuvvetlerine dayanacak biçimde tasarlanmıştır.

Kaynak: Porselen Laminat Venerler Bilim ve Sanatı - Dr. Galip Gürel


Estetik Diş Hekimliği Nedir?
 

©Copyright 2007, All Rights Reserved

Site içeriğinde bulunan bilgiler destek sağlamak içindir. Hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi, tanı ve teşhis koyması yerine geçmez