"Asla implant yaptıramazsın" cümlesi, şiddetli kemik erimesi yaşayan birçok hastanın duyabileceği en iddialı ve hastayı en çok çaresizliğe sevk eden kararlardan biridir.
Geleneksel vidalı implantlar, tutunabilmek için belirli bir hacimde ve kalitede çene kemiğine ihtiyaç duyar. Ancak kanser tedavileri, kazalar, uzun süreli dişsizlik veya genetik faktörler nedeniyle çene kemiği tamamen eriyen hastalar için standart yöntemler yetersiz kalır.
İşte tam bu çaresizlik noktasında modern diş hekimliği ve ileri teknoloji devreye giriyor. Geleneksel yöntemlerle umudunu kaybetmiş hastalar için subperiostal implant tedavisi, adeta devrim niteliğinde bir geri dönüş imkânı sunan kusursuz bir çözümdür.
Kemik içi vidalama sistemlerinden tamamen farklı bir mühendislikle çalışan bu yöntem, kemiğin içine değil, doğrudan çene kemiğinin üzerine yerleştirilir. Kişiye özel üç boyutlu tasarım teknolojisiyle üretilen bu sistem, çene kemiğini bir kafes gibi sararak çiğneme kuvvetini geniş bir yüzeye dağıtır. Bu sayede aylarca süren riskli kemik tozu (greft) ameliyatlarına ya da sinüs yükseltme işlemlerine gerek kalmadan doğrudan başarıya ulaşılır.
Eğer siz de çene kemiğinizin yetersiz olduğu gerekçesiyle bugüne kadar hayallerinizi ertelemek zorunda kaldıysanız, bu rehberimizde bir hastanın aklından geçebilecek tüm soruları ve en net bilimsel yanıtları bulacaksınız.

Subperiostal implant, kemik hacmi standart bir vidalı implantı destekleyemeyecek kadar yetersiz olan hastalar için geliştirilmiş özel ve son derece yenilikçi bir çene üstü implant sistemidir.
Geleneksel implantlar çene kemiğinin içine delik açılarak yerleştirilen vida şeklindeki yapılardır; bu yüzden belirli bir kemik yüksekliği ve genişliği şarttır. Subperiostal sistem ise kemiğin içine girmez, tamamen kemik üstü konumlanarak bütünlüğü korur.
Bu yöntemde, hastanın bilgisayarlı tomografi (BT) taramaları üzerinden çene kemiğinin birebir üç boyutlu (3D) modeli çıkarılır. Bu modele uygun olarak titanyum veya kobalt-krom alaşımlardan kişiye özel kafes şeklinde bir altyapı tasarlanır.
Bu metal kafes, diş eti dokusunun hemen altına, doğrudan mevcut kemiğin üzerine harika bir uyumla oturtulur. Geleneksel implantlar gücünü kemiğin içindeki bütünleşmeden alırken, subperiostal implantlar gücünü kemiğin anatomik hatlarına tam oturmasından ve üzerini kapatan güçlü diş eti dokusunun (periost) sıkıştırma kuvvetinden alır.
Dolayısıyla kemik erimesi ne kadar ileri düzeyde olursa olsun, üzerinde taşınabileceği bir iskelet desteği olduğu sürece bu tedavi güvenle ve yüksek başarıyla uygulanabilir.